YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/12013
KARAR NO : 2017/12499
KARAR TARİHİ : 09.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 222 ada 7 parsel üzerinde bulunan binanın tamamının davacı tarafından yaptırıldığının tespiti ile binanın tapuda davacı adına beyanlar hanesine şerh edilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddinin savunmuştur.
Mahkemece, ilk kararda ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş olup, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından dava konusu taşınmazın kimin nam ve hesabına yapıldığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde araştırılması, toplanan ve toplanacak tüm delillerle karar verilmesi gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma üzerine Mahkemece, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyulmuş olup, ilam doğrultusunda araştırma yapılması üzerine mahkemece toplanan deliller, dinlenen tanıklar ve tüm dosya kapsamı değerlendirilmek suretiyle davanın kabulüne, davacı adına tespitine ve bu hususun taşınmazın beyanlar hanesine şerh edilmesine karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından süresi içerisinde verilen temyiz dilekçesiyle “…müvekkilin aldığı tarihte dava konusu taşınmaz üzerinde muhdesat olduğu bellidir. Benim müvekkilime ait dükkanı yıktığı gibi yapmıştır benim müvekkilim sadece kendisine düşen payı istemektedir…” şeklindeki beyanı ile temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesat tespitine ilişkindir.
1-Davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazları dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde görülmemiştir.
2-Davaya konu taşınmazın beyanlar hanesine şerhine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (TMK 722, 724, 729 m.ler). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindek
muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Diğer yandan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Beyanlar” başlıklı 1012/2, 3. maddesine göre, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır. Tapu Sicili Tüzüğü’nün 60.maddesine göre de, kütüğün beyanlar sütununa, mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar tarih ve yevmiye numarası belirtilerek yazılır. Söz konusu yasal düzenlemelere göre, her beyanın tapu kütüğünün beyanlar sütununda gösterebilmesi mümkün değildir. Bunun için, Türk Medeni Kanunu’nda ya da özel kanunlarda bu konuda bir hükme yer verilmiş olması veya Tapu Sicil Tüzüğü’nde bir düzenleme yapılmış olması gerekir. Mevzuatın yazılmasına izin vermediği bir belirtme kütüğün beyanlar sütununda gösterilemez.
Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen, taşınmazın heyelan bölgesinde kalması (710 m), geçit hakkı (748 m), toprağın iyileştirilmesi (755 m), eklentiler (1012/1 m) ile özel yasalar arasındaki 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 41.maddesi, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun Değişik 7. maddesi, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 11. maddesi, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 12. maddesi, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 22. maddesi, 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına aykırı yapılara uygulanacak bazı işlemleri düzenleyen yasa uyarınca hak sahibine tahsis beyanları, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 15. maddesi, 2924 sayılı Orman Köylüsünün Desteklenmesine Dair Kanunu’nun 7. maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 19/II. maddesi tapunun beyanlar sütununa şerh verilmesine imkan veren yasal düzenlemelerden bir kısmıdır.
Somut olay, tapunun beyanlar sütununa tescile imkanı veren yasal düzenlemelerden hiçbirine uymamaktadır. Dosyanın içeriğine, toplanan delillere ve tanık beyanlarına göre, davanın açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu ve davaya konu muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiği de kanıtlandığına göre, mahkemece 222 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan yapının davacı tarafından yapıldığının tespiti isteğinin kabulüne, tapunun beyanlar hanesine şerh edilmesi isteğinin ise yukarıda açıklanan gerekçeler nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yanlışa düşülerek muhdesatın tespitine ve taşınmazın beyanlar hanesine şerh edilmesine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden temyiz edilen hükmün HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün (1) nolu bendinde “ve” kelimesinden sonra “ve bu hususun davaya konu taşınmazın beyanlar hanesine şerh edilmesine” şeklinde olan cümlesinin çıkarılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün 1086 sayılı HUMK’un 438/7. fıkrası gereğince düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 09.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir.