YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/12698
KARAR NO : 2020/2789
KARAR TARİHİ : 02.06.2020
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Bursa 2. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bursa 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 06.12.2016 tarihli ve 2016/510 Esas, 2016/830 Karar sayılı kararıyla reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, haciz yapılan yeri noterde yapılan kira sözleşmesi ile dava dışı bir şahıstan kiraladığını, haczedilen tavukları ise borçludan satın aldığını, borçlunun hacizde hazır olmadığını açıklayarak, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, üçüncü kişinin faaliyet alanının tavukçuluk olmadığını, mal kaçırmak için borçlunun muvazaalı satış işlemi gerçekleştirdiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, haczin borçluya ait olduğu bildirilen adreste yapılmış olması, hacze konu malların borçlu şirketten satın alındığının beyan edilmesi ve satış tarihinin de borcun doğum tarihine yakın olması nedeniyle satışın alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlem olduğunun kabulü gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı üçüncü kişi vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 22.02.2017 tarihli ve 2017/291 Esas, 2017/ 232 Karar sayılı kararı ile; gerekçeli istinaf dilekçesinin süresinde sunulmadığı, süre tutum dilekçesinde de istinaf sebepleri ve gerekçelerinin bildirilmediği, İlk Derece Mahkemesi kararında kamu düzenine aykırılık da bulunmadığı gerekçesi ile davacı üçüncü kişinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi üzerine; istinaf kararı davacı üçüncü kişi vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesince tesis edilen 22.02.2017 tarihli ek karar ile, kararın kesin olması nedeni ile davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiş; ek karar süresi içerisinde davacı üçüncü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanuna paralel olarak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümlerinde değişiklik yapan 18.3.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanun ile İcra İflas Kanunu’na eklenen geçici 7. maddesine göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun temyize ilişkin hükümleri, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında uygulanır.
02.03.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun’un 25. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 364/1. maddesine göre bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen miktar ve değeri Onbin Türk Lirasını geçen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Bu hükümde öngörülen kesinlik sınırı, 02.12.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile kırk bin Türk Lirası’na çıkarılmıştır. Buna göre Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlar için kesinlik sınırı, karar tarihi 20.07.2016 tarihi ile 02.12.2016 tarihleri arasında ise 10.000 TL, 02.12.2016 tarihinden sonra verilen karar için 40.000 TL’dir.
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihine göre 16.5.2016 günlü hacze konu menkullerin değeri 170.000, 00 TL olup karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının üzerinde olduğundan ek karara yönelik temyiz isteğinin kabulüne ve Mahkemenin 22.2.2017 tarihli ek kararının kaldırılarak, hükmün esas yönünden incelenmesine karar verilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 342/3. maddesinde “İstinaf dilekçesi, başvuranın kimliği ve imzasıyla, başvurulan kararı yeteri kadar belli edecek kayıtları taşıması durumunda diğer hususlar bulunmasa bile reddolunmayıp, 355’nci madde çerçevesinde gerekli inceleme yapılır.” Aynı Kanun’un 355. maddesinde ise “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.” düzenlemesine yer verilmiş ve 352/1. maddesinde de başvuru şartlarının yerine getirilmemesi ya da başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmemesi halinde gerekli kararın verileceği belirtilmiştir.
Somut olayda, davacı üçüncü kişi vekili tarafından 08.12.2016 tarihinde süre tutum dilekçesi verilmiş olup, davacı üçüncü kişi vekiline gerekçeli karar 14.12.2016 tarihinde tebliğ edilmiş, 03.01.2017 tarihinde UYAP sistemi üzerinden gerekçeli istinaf dilekçesi gönderilmiştir. Bu durumda, 10 günlük süre geçtikten sonra gerekçeli istinaf dilekçesinin verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı üçüncü kişi tarafından süre tutum dilekçesinde gerekçeli karar tebliğinden sonra ayrtınlı temyiz dilekçesi sunulacağı belirtilmiş ise de, süre tutum dilekçesinin içeriğinde ‘’ Müvekkilimiz adına açtığımız istihkak davasından delillerimiz toplanmadan davanın reddine karar verilmiştir. Verilen kararı usule ve yasaya aykırı bulduğumuz için karara karşı istinaf talebinde bulunuyoruz.’’ ifadeleri yer almaktadır.Bu durumda, süre tutum dilekçesi içeriğinden, delillerin toplanmaması hususunun istinaf sebebi olarak sayıldığı, bu haliyle istinaf sebebinin gösterildiğinin kabul edilmesi gerekmektedir.O halde, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin bu çerçevede incelenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Üçüncü kişi vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.