Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/12700 E. 2020/2790 K. 02.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/12700
KARAR NO : 2020/2790
KARAR TARİHİ : 02.06.2020

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 27.10.2016 tarihli ve 2013/232 Esas, 2016/789 Karar sayılı kararıyla reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı 3. kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı 3. kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkiline ait adreste haciz yapıldığını, müvekkiline ait menkullerin haczedildiğini, müvekkilinin borçlu ile herhangi bir ilişkisi olmadığını belirterek, davanın kabulüne, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlular ile davacı arasında akrabalık bağı bulunduğunu, davacıya malların muvaazalı olarak bırakıldığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamı ve tanık beyanına göre davacının iddialarının kanıtlanmadığı, davacıya yapılan ihtarata rağmen 11.02.2016 tarihli duruşmada verilen 1 ve 2 nolu ara karar gereklerinin yerine getirilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı üçüncü kişi vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 1.3.2017 tarihli ve 2017/231 Esas, 2017/ 207 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesi tarafından davacı vekiline kesin süre verilerek ticari defterlerini ve mahcuz mallara ilişkin ödeme kayıtlarını sunması, bilirkişi incelemesi için gerekli bilirkişi ücretini yatırması için iki haftalık kesin süre verilmesine rağmen kayıtların dosyaya sunulmadığı, bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, davacının iddiasını kanıtlayamadığı, davacı tarafından sunulan mahcuz mallara ilişkin faturanın haciz tarihinden çok kısa bir süre öncesine ait olduğu, defterler sunulmadığı için faturanın defter kayıtlarına uygunluğunun denetlenemediği, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarında dayandıkları belgelere, istinaf olunan kararda yazılı gerekçeye göre; delillerin takdirinde ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine; istinaf kararı davacı üçüncü kişi vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’ nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Haczin üçüncü kişinin ticaret sicilinde kayıtlı şube iş yeri adresinde yapıldığı, haczin dayanak senette yazılı adreste ve borçlu şirkete ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılmadığı, haciz sırasında borçluların hazır olmadığı, haciz mahallinde borçluya ait evrak bulunmadığına göre, mülkiyet karinesi davacı üçüncü kişi lehine olup, davanın İİK m. 96 gereğince üçüncü kişi tarafından açılması ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmaz. Mülkiyet karinesinin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir. Ne var ki, Mahkemece ticari defterleri sunması ve bilirkişi ücretini yatırması için davacı tarafa süre verilmiş, defterlerin sunulmaması ve bilirkişi ücreti yatırılmaması nedeniyle iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hal böyle olunca, mülkiyet karinesinin aksini ispat külfetinin davalı alacaklıda olduğu ve davalı alacaklının davacı üçüncü kişi ile borçlunun ticari defterleri ve fatura üzerinde birlikişi incelemesi ile tanık deliline dayandığı, delillerin toplanması için gerekli masrafın davalı alacaklı tarafından temini gerektiği gözetilerek, alacaklının delillerinin toplanması, öte yandan davalı alacaklı, borçlular ile davacı üçüncü kişi arasında akrabalık bağı olduğunu iddia ettiğine göre, üçüncü kişi ile borçlunun nüfus kayıt örnekleri getirtilerek davalı alacaklının iddiasının gerçekliğinin incelenmesi; toplanan deliller ile dosya kapsamındaki diğer bilgi ve belgeler de dikkate alınarak uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.