Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/13192 E. 2017/10997 K. 19.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/13192
KARAR NO : 2017/10997
KARAR TARİHİ : 19.09.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili, duruşmasız olarak dahili davalı … vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.04.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden … vekili Av. … ve … vekili Av. …. geldiler. Karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR

Davacılar vekili, taraflar arasında görülen ortaklığın giderilmesi davasına konu 2922 parsel sayılı taşınmazda vekil edenlerinin hisselerine karşılık gelen bölümler üzerinde ev ve ağaç niteliğinde muhdesatlar meydana getirdiklerini açıklayarak, dava konusu taşınmaz üzerinde vekil edenlerinin sahip olduğu bina, ahır, ağaç ve benzeri muhdesatların vekil edenlerine aidiyetinin tespitine ve değerlerinin ayrı ayrı belirlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, davacıların haricen satın aldıkları taşınmazda kaçak bina inşa ettiklerini, dava açmakta hukuki yararlarının bulunmadığım açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuş, diğer davalılar savunmada bulunmamışlardır.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu 2922 parselde bilirkişi…. tarafından düzenlenen krokide 1, 2, 3, 4, 6 ve 7 numara ile gösterilen bölümlerde bulunan muhdesatların adı geçen davacılara aidiyetine, değer tespitine ilişkin talebin bu davada hukuki yarar olmadığından reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı … vekili ve davalı … vekili taraflarından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, taraflar adına paylı mülkiyet hükümlerine göre tarla vasfı ile kayıtlı olan dava konusu 2922 parsel üzerinde bulunan ve vekil edenlerinin kullanımında bulunan ev, ağaç ve müştemilattan oluşan muhdesatların vekil edenleri tarafından yapıldığını iddia etmiştir. Toplanan deliller ile Dairemizin 04.04.2017 gün 2016/3727 Esas, 2017/4971 Karar sayılı geri çevirme kararı sonrası dosya arasına alınan tapu kayıtları ve taraflar arasında görülen ortaklığın giderilmesine ilişkin İstanbul Anadolu 8.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/495 Esas sayılı dava dosyasından; taraflar adına paylı mülkiyet hükümlerine göre kayıtlı dava konusu 2922 parsel sayılı taşınmazın 9.9.2016 tarihinde yapılan imar çalışmaları neticesinde müstakil olarak her paydaş adına ayrı parsel oluşturulmak üzere birden fazla parsele bölündüğü, ancak İstanbul 12. İdare Mahkemesi’nin 2016/1153 Esas sayılı dosyası ile Belediyece yapılan imar çalışmalarının iptaline karar verilmesi talebiyle dava açıldığı ve davanın halen derdest olduğu anlaşılmıştır.

Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1 -h, 115 m.).
Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Somut olaya gelince; iddiada ileri sürülen maddi olgulara ve hukuki nitelendirmeye göre, bu tür muhdesatın tespiti davaları, paylı mülkiyet ya da elbirliği mülkiyet hükmüne tabi taşınmazlarda, tapu paydaşları arasında hukuki yararın bulunması durumunda görülen bir davadır. Az yukarıda bahsedildiği üzere dava konusu taşınmaz Belediyece yapılan imar çalışması neticesinde muhtelif parsellere bölünmüş ancak Belediyenin yapmış olduğu imar işlemine karşı İstanbul 12. İdare Mahkemesinde dava açılmıştır. Bu durumda, İstanbul 12. İdare Mahkemesinde görülen dava neticesinde verilecek karar, eldeki davanın görülmesinde güncel hukuki yararın bulunup bulunmadığının tespiti açısından önem kazanacağından, Mahkemece, İstanbul 12. İdare Mahkemesi’in 2016/1153 Esas sayılı dosyasının kesinleşmesinin bu dosya için bekletici mesele yapılması ve oluşacak sonuca göre işin esasının incelenerek bir karar verilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar … ve … vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.480,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı … ve dahili davalı …’ya verilmesine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iade edilmesine, 19.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.