YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/13318
KARAR NO : 2017/10971
KARAR TARİHİ : 18.09.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de, duruşma isteğinin pul ve dosyada gider avansı bulunmadığından reddine karar verilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı 3. kişi vekili; müvekkili idareye ait inşaat şantiye sahasında 11/02/2014 tarihinde haciz yapıldığını, haciz sırasında mülkiyeti müvekkili idareye ait olan ve inşaat sahasında montajı gerçekleşmiş ve düzenlenen hak ediş sonucu bedelleri müvekkili idarece ödenmiş bir kısım malların haczedildiğini takip borçlusu şirket ile müvekkili idare arasında bir ihale ve sözleşme ilişkisinin bulunmadığını, mahcuzların mülkiyetinin müvekkili idareye ait olduğunu belirterek, hakediş bedelleri ödenen mahcuzların müvekkili idareye ait olduğunun tespitine ve haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz edilen macuzların takip borçlusu şirkete müvekkili takip alacaklısı tarafça satıldığını ve haczin yapıldığı şantiyeye teslim edildiğini, haciz edilen mahcuzların bir kısmının montajının yapılmadığını, atıl vaziyette şantiye sahasında bulunduğunu, davacı idarenin takip borçlusu ile aralarında bir sözleşme ya da bir bağlantının bulunmadığı yönündeki iddiaların gerçek dışı olduğunu, 10/02/2014 tarihli haciz sırasında takip borçlusuna ait pek çok sayıda evrak bulunduğunu ve yine takip borçlusu şirket yetkilisi olarak Bülent Kayahan’ın haciz tutanağına imza attığını, 11/02/2014 tarihli haciz esnasında ise Aksu İnşaat vekilinin borçlu firma ile sözleşmelerini sona erdirdiklerini ve başka bir firma ile sözleşme imzaladıklarını belirttiklerini, yaptıkları araştırma sonucunda takip borçlusu Debites Makina ile yeni sözleşme imzalanan CLK Makina isimli firmanın yetkililerinin aynı kişiler olduğunu, yani borcu ödemekten kaçınmak için böyle bir yol izlendiğini, mahcuzların hali hazırda montaj işleminin devam ettiğini, hakediş için işin %90’nın bitmiş olması gerektiğini, oysa ki şuana kadar ancak %64’nün tamamlanmış olduğunu, henüz teknik ve montaj işlerinin devam ettiğini, kesin kabulün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama ve alınan asıl ve ek bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı üçüncü kişi idarenin istihkak talebinin reddine, mahcuzların muhafaza ve satış işlemlerinin devamına davalı takip alacaklısı tarafın tazminat talebinin kabulü ile mahcuzların değeri olan 43.850,00.-TL’nin %20’sine tekabül eden 8.770,00.-TL tazminatın davacı üçüncü şahıs idareden tahsili ile davalı takip alacaklısı tarafa ödenmesine karar verilmiş, karar davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nun 96. maddesine dayalı 3. kişinin istihkak iddiasına ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma karar vermeye yeterli değildir.
Dosya içerisinde yer alan hükme dayanak yapılan asıl ve ek bilirkişi raporunun mali müşavir bir bilirkişi tarafından tanzim edildiği görülmektedir. Dava konusu yapılan mahcuzların niteliği de dikkate alındığında, mali müşavir bilirkişinin dosya kapsamındaki teknik ve uzmanlık gerektiren hususlarla ilgili tek başına değerlendirme yapamayacağının kabulü gerekir. Bu sebeple, mahallinde keşif yapılmak suretiyle, dosyanın 2 mali müşavir ve 1 inşaat mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine tevdii edilerek, sözleşmenin niteliği ve haciz tarihi de dikkate alınarak, dosyada bulunan hak ediş raporları, banka dekontları, yapılan iş ve işin ne kadarının tamamlandığı, ödenen para miktarları gibi hususlar değerlendirilerek dava konusu menkullerin mülkiyetinin davacı 3. kişi idareye geçmiş sayılıp sayılmayacağı noktasında uzman bilirkişi raporu düzenlettirilmesi, bu doğrultuda elde edilen bilgilerin, dava dosyasında bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 18.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.