Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/13786 E. 2017/12619 K. 10.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/13786
KARAR NO : 2017/12619
KARAR TARİHİ : 10.10.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R

Davacı vekili, dava konusu 158 (yeni 8197 ada 60 parsel), 159 (yeni 8197 ada 61 parsel), 218 (yeni 8197 ada 63) parsel taşınmazların vekil edeni tarafından emek ve para sarf ederek ekilir dikilir arazi haline getirildiğini açıklayarak dava konusu taşınmazların 4070 sayılı yasa gereğince doğrudan satışının yapılabilmesi için değer tespitinin yapılması, belirlenen değerin Mahkemece gösterilecek hesaba aktarılarak bloke konulması ve dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu parsellerden 8197 ada 60 ve 63 sayılı parsellerin imar ve ihyasının tamamlandığı, 8197 ada 61 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise, imar ve ihyasının tamamlanmadığı gerekçeleri ile davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile 8197 ada 60 ve 63 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, 8197 ada 61 parsele ilişkin davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve dosya kapsamından; dava konusu 8197 ada 60 ve 63 parsel sayılı taşınmazların öncesinin sırasıyla 158 ve 218 numaralı kadastral parsel oldukları, ham toprak vasfında 1976 tarihinde Hazine adına tapuya tescil edildikleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/A maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışmaları neticesinde 8197 ada 60 ve 63 parsel numarası alarak tapu kütüğünde belirtildiği şekilde ham toprak vasfı ile 15.5.2010 tarihinde Hazine adına tapuya tescil edildikleri görülmüştür.
Davacı taraf dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazları 4070 sayılı Yasa hükümlerine göre satın almak için davalı idareye başvurduğunu, idarenin başvuruyu reddetmesi üzerine dava açtıklarını, … 2. İdare Mahkemesi’nin 26.09.2008 tarih 2008/57 Esas, 2008/1441 Karar sayılı ilamı ile davalı idarenin ret işleminin iptal edildiğini, davalı tarafın temyiz ve karar düzeltme istemlerinin Danıştay tarafından reddedilerek hükmün 20.02.2013 tarihinde kesinleştiğini. Mahkeme kararının uygulanması için defalarca idareye başvurmasına rağmen idare tarafından uygulanmadığını, taşınmazların belirlenecek bedellerinin mahkemece gösterilecek hesapta depo edilmek suretiyle tapu iptali ve tescil kararı verilmesini istemiştir.
16.02.1995 tarihinde kabul edilerek 19.02.1995 tarih ve 22207 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4070 sayılı Hazine’ye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’un 7.maddesinde “ ..Hâzineye ait tarım arazileri, 31.12.2002 tarihinden önce beş yıl süreyle fiilen tarımsal amaçla kullanılması ve bu hususun Hazinece belirlenmiş olması şartıyla, kullananlara doğrudan satılabilir…”, 8. maddesinde ise ”… doğrudan satış hakkından yararlanamamış olanlar veya bunların kanuni mirasçıları; taşınmazı fiilen kullanmaları ve bu hususun Hazine’ce belirlenmiş olması şartıyla, satışa çıkarılacak bu arazileri öncelikli alım hakkına sahiptir…” denilmektedir. Buna göre, 4070 sayılı Yasa’ya göre yapılması gereken işlemlerin tamamı idari nitelikte olduğundan buna dayalı uyuşmazlıkların çözüm yeri idari yargı merciileridir. Başka bir anlatımla, uyuşmazlığın özü itibariyle Hazine’ye ait tarım arazilerinin satışı 4070 sayılı Yasa hükümleri uyarınca düzenlendiğine ve bu Yasa’ya göre yapılması gereken işlemler veya ilgili kararların iptali yönünde İdari Yargı Mahkemeleri görevli olduğuna göre, tapu kaydının iptaline ilişkin olarak bağlayıcı hüküm kurulamayacağından dava konusu 8197 ada 60 ve 63 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin isteğin de reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kaldı ki; 19/04/2012 tarihli ve 6292 sayılı “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hâzineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun”, 26/04/2012 tarihli ve 28275 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe girmiş ve aynı Kanunla 17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun ile 16/02/1995 tarihli ve 4070 sayılı Hâzineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır.
Kabule göre de, davacı tarafından 4070 sayılı Yasa hükümlerine göre taşınmazların değerinin tespit edilerek bedelinin mahkemece gösterilecek hesaba depo edilmek suretiyle tapu iptali ve tescil kararı verilmesi talep edilmesine rağmen, Mahkemece talep aşılmak suretiyle dava konusu taşınmazlar yönünden TMK’nun imar ihya ve zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru değildir.
SONUÇ: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan dava konusu 8197 ada 60 ve 63 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kurulan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 10.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.