Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/13966 E. 2017/13064 K. 17.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/13966
KARAR NO : 2017/13064
KARAR TARİHİ : 17.10.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, dava dilekçesinde sınır ve mevkiilerini belirttiği tahminen 9000m2 yüzölçümündeki taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı hukuksal nedenine dayanarak vekil edeni adına tapuya tescilini istemiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuş, davalı … muhtarlığı temsilcisi dava konusu taşınmazın davacıya satıldığını ancak 10-12 yıldır … edilmediğini açıklamıştır.
Mahkemece, davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, teknik bilirkişinin 06.07.2004 tarihli raporda gösterilen toplam 9207 m2 yüzölçümündeki taşınmazın TMK 713. maddesi uyarınca davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, davalı … temsilcisinin hükmü temyiz etmesi üzerine, anılan karar Dairemizin 7.4.2005 tarih 2005/2243 Esas 2005/2781 Karar sayılı ilamı bozulmuş, Mahkemece önceki hükümde direnilmesine karar verilmesi üzerine, anılan direnme kararı davalı … vekilince temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 6763 sayılı Kanun’un 43. maddesi ile Değişik 373. maddesinin 5. bendi hükmüne göre, Dairemizce yeniden yapılan inceleme sonucunda; Dairemizin 20.3.2017 tarih 2015/924 Esas, 2015/3837 Karar sayılı geri çevirme kararı ile dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede kadastro çalışmalarının yapılıp yapılmadığının sorularak, yapılmış ise dava konusu taşınmazın hangi ada ve parsel numarasını aldığı belirlenmesi, söz konusu taşınmaza ilişkin tapu kaydının ilk tesis tarihinden itibaren tüm tedavül kayıtlarıyla birlikte Tapu Müdürlüğü’nden ve kadastro tutanağının onaylı ve okunaklı örneğinin Kadastro Müdürlüğü’nden getirtilmesi, taşınmaz hakkında hiç tutanak düzenlenmedi ise, hangi nedenle tespit dışı bırakıldığının ilgili merciiden sorularak belirlenmesi istenilmiş, Kadastro Müdürlüğü’nün 2.6.2017 havale tarihli cevabi yazısında; dava konusu bölgede kadastro çalışmalarının 6.7.2006 tarihinde başlanıldığı, 5.4.2007-7.5.2007 tarihlerinde ilan edildiği ve 8.5.2007 tarihinde kesinleştiği, gönderilen krokili rapordaki mevcut bilgilerden taşınmazın tespit dışı bırakılıp bırakılmadığı ve ya hangi ada ve parsel numarası aldığının belirlenemediği, mahallinde yapılacak keşif ile belirlenebileceğinin belirtildiği görülmüştür.
3402 sayılı Kanun’un 27/1. maddesi hükmüne göre, “Mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona erer ve davalara ait dosyalar Kadastro Mahkemesi’ne re’sen devrolunur.” Aynı Kanun’un 26/son maddesi hükmüne göre de; “Kadastro Mahkemesi’nin yetkisi her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar.” 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/2. maddesi uyarınca da gerçek maliki belirleme görevi ile malik hanesini doldurma görevi Kadastro Mahkemesine aittir.
O halde Mahkemece yapılacak iş, Kadastro Müdürlüğü’nün cevabi yazısı gereğince, davaya konu taşınmaz hakkında kadastro tutanağının düzenlenip düzenlenmediğinin belirlenebilmesi için mahallinde yeniden keşif yapılarak teknik bilirkişiye çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte harita üzerinde göstereceği krokili, uygulamaya elverişli, taşınmazın konumunu kadastro paftasına aktarmaya imkan verir rapor tanzim ettirilmesi, taşınmaz hakkında kadastro tutanağının düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili kurumlardan sorularak belirlenmesi, tutanak düzenlenmiş ise, Görevsizlik hususunun düşünülmesi, düzenlenmemiş ise dava konusu taşınmazın hangi tarihte ve ne nitelikte tespit dışı bırakıldığının açıklığa kavuşturulması, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenmesi ondan sonra deliller değerlendirilerek işin esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Davalı … vekilinin temyiz itirazları bu yönde yerinde olduğundan Dairemizin 7.4.2005 tarih 2005/2243 Esas 2005/2781 Karar sayılı bozma kararının kaldırılarak hükmün açıklanan gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle Dairemizin 7.4.2005 tarih 2005/2243 Esas 2005/2781 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASI ile yerel mahkemenin 2.12.2004 gün 2003/59 Esas , 2004/489 Karar sayılı kabul kararının 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince yukarıda yazılı değişik gerekçe ile BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 17.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.