Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/13983 E. 2017/14141 K. 31.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/13983
KARAR NO : 2017/14141
KARAR TARİHİ : 31.10.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İpt…ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, dava konusu 1527 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan dükkanın önceki zilyetleri tarafından … Noterliği’nin 03.01.1996 tarih, 21 numaralı satış vaadi sözleşmesi ile vekil edenine satıldığını açıklayarak davaya konu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının ipt…ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalıla…,… ve dahili davalı …, davacıya yapılan satışın geçersiz olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuşlar, dava konusu yerden 1/2 payı tapudaki satışla yargılama sırasında devralan…; taşınmazın çocukları tarafından kendisi adına satın alındığını bildirmiş, diğer davalılar savunmada bulunmamışlardır.
Mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde; davacının kadastro tespitinden sonraki zilyetlik hakkına dayandığı, tapulu taşınmazların resmi senet dışında devredilemeyeceği, kadastro öncesi sebeplere dayalı olarak dava açma hakkı bulunmadığı, ancak genel mahkemelerde sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre dava açabileceği gerekçeleriyle açılan ve birleşen davaların reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın kabulü ile üç katlı kargir apartmanın zemin katındaki 04.04.2011 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen 22,76m2 dükkanın davacıya ait olduğunun tespitine dair ilk hüküm, dahili davalı … vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 08.03.2012 gün 2011/4626 Esas ve 2012/1579 ilamı ile özet olarak; “…Somut olayda, davaya konu taşınmazda 1/2 oranında pay sahibi olan … dava tarihi olan 20.10.2008 tarihinden önce tapu kayıt maliki olmasına rağmen davada davalı sıfatı ile yer almamış, yargılamanın devamında 24.07.2009 tarihli dilekçe ile dahili davalı sıfatıyla davaya katılımı sağlanmıştır. Haklarında usulüne uygun dava açılan … mirasçıları ile dahili davalı 1/2 kayıt maliki … arasında mecburi dava arkadaşlığı olmayıp ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olduğundan yöntemine uygun bir biçimde harç yatırmak suretiyle açılmış bir dava ve istek bulunmadan Zülbiye’nin davaya dahil edilmesi yoluyla,

taraf sıfatı kazandırılarak yazılı olduğu üzere hüküm kurulması mümkün değildir. ..” gereğine işaret edilmek üzere bozulmuş, bozma sonrası davacı tarafından … aleyhine açılan …Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/6 Esas sayılı dava dosyası eldeki dava ile birleştirilerek ve bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Dava konusu 1527 parsel sayılı taşınmaz, 09.04.1990 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında tapu ve vergi kaydı uygulanmaksızın, 26.02.1966 tarihli köy senedi, 20.9.1976 tarihli köy senedine 19.07.1988 tarihli noter senetlerine dayalı olarak …,… ve …adlarına tespit edilmiş, …’nin itirazı üzerine 25.11.1992 tarihli komisyon kararı ile itirazın kabulüne ve taşınmazın cinsinin 3 katlı kargir apartman olarak 1/2 hisse oranında … ve … adına tespitine karar verilmiştir. Bu kez … tarafından komisyon kararına karşı dava açılması üzerine …Kadastro Mahkemesi’nin 01.06.2007 tarih 2004/40 Esas, 2007/29 Karar sayılı ilamı ile taşınmazın kadastro komisyon kararı gibi tespit ve tesciline karar verilmiş ve hüküm Yargıtay denetiminden geçerek 31.03.2008 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı …, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan fırın yerinin, 20.9.1976 tarihli köy senedi ile önceki malikler … tarafından …… ve …’ya satıldığı, kendisinin de bu kişilerden …Noterliği’nin 3.1.1996 tarih 21 numaralı satış vaadi sözleşmesi ile satın alındığını ileri sürerek tapu ipt…ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre; öncesi tapusuz olan taşınmazda önceki malikler … tarafından altında 2 dükkan bulunan 3 katlı bina yapıldığı, dükkanların bir tanesinin 20.09.1976 tarihli senet ile …ve … kardeşlere satıldığı, satılan dükkan yerinin …ve … tarafından davacıya devredildiği ve satın alma tarihinden bu yana davacının malik sıfatı nizasız fasılasız fırın olarak kullanılmak suretiyle zilyetliğinde bulunduğu anlaşılmıştır. Tapuda kayıtlı bulunmayan taşınmazların TMK’nun 762. maddesi hükmüne göre menkul mal niteliğinde olup ve aynı Kanunu’nun 763. maddesi uyarınca bu gibi malların mülkiyetinin devri, zilyetliğin karşı tarafa teslimi ile gerçekleşeceği gözönünde bulundurulduğunda davacının dava konusu dükkan yerine ilişkin mülkiyet hakkının doğduğunun kabulü gerekir.
Her ne kadar sonradan kayıt maliki …’nin payının 19.08.2009 tarihinde davacının da babası olan davaya dahil edilen …’a, diğer pay maliki Mevlüt’ün hissesinin de hibe nedeniyle 02.05.2008 tarihinde eşi davalı …’ye devredildiği görülmüş ise de davacı her iki malike karşı davasını tapu ipt…ve tescil davası olarak devam ettirmiştir. Tapuda satın alan bu kişilerin TMK’nun 1023. maddesine dayanabilme imkanı bulunmakla birlikte, bahsi geçenlerin görülmekte olan davada davacının babası ile önceki malik Mevlüt’ün eşi olması nedeniyle TMK’nun 1023 maddesindeki iyi niyetli olma kurallarından yararlanmaları söz konusu değildir.
Dava konusu yere ilişkin davacının mülkiyet hakkının gerçekleştiği tespit edilmiş ancak dosya kapsamından satın alındığı ileri sürülen fırının bulunduğu yer taşınmazın tamamına oranlanmak suretiyle hüküm altına alınacak kısmın belirlenmediği anlaşılmıştır. O halde Mahkemece; taşınmazın tamamı, davaya konu fırın olarak kullanılan dükkan ve üzerindeki bina gözönünde bulundurularak sadece 4.30mX4.60m ebatlarındaki dükkan yerini satın alan davacının, taşınmazın tamamındaki payı belirlenerek bu pay üzerinden tapu ipt…ve tescil kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 31.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.