YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/14469
KARAR NO : 2017/11656
KARAR TARİHİ : 27.09.2017
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde; Hacıhüseyin mahallesi 176 ada 8 parsel sayılı taşınmaz malikleri….e Mahmut kızı Sahure’ye kayyım tayini istenilmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile 07.10.2013 tarihli Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün cevabından nüfusta …. adında 1013, Mahmut kızı Hürmüz adında 9, Mahmut kızı Sahure adında 13 kayıt bulunduğu, …..15.02.2016 tarihli kolluk araştırmasında B…. adlı şahısla yapılan görüşmede ….Hürmüz’ün şahsın babannesi olduğu ve yaklaşık 50 yıl önce öldüğünü beyan ettiği, …. …. ise şahsın babannesinin kız kardeşi olduğunu söylediği duruşmada dinlenen tanık …; …. babasının teyzesi Hürmüz’ün kocası olduğunu ifade ettiği Mahkemece Hürmüz ve Sahure’nin …’ın kız kardeşleri ve …. ‘ın ise Hürmüz’ün kocası olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, nüfus kayıtlarının incelenmesinde Hürmüz’ün….. isimli kişi ile evli ve halen sağ olduğu ve kolluk ile tanık beyanları ile Mahkeme ret gerekçesine esas nüfus kayıtları arasında tutarsızlık bulunduğu görülmektedir.
3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanunun 2/1. maddesinde, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçıya ait payın resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamının bu kimselerin malları üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştıracağı, Hazinenin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin edeceği; Türk Medeni Kanununun 427. maddesinde ise, bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse, vesayet makamının, yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alacağı ve bir yönetim kayyımı atayacağı hükme bağlanmıştır.
Somut olayda, mahkemece kayyım tayini istenilen şahısların açık kimlik bilgilerinin belli olduğu ve mirasçılarına ulaşılabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kayyım atanması talebinin yukarıda açıklanan kanun hükümleri gözetilerek, kanunun amacı da dikkate alınmak suretiyle değerlendirilip sonuçlandırılması gerekir. Mahkemece, konuya ilişkin kanun hükümleri ve kanunun amacı gözetilerek dava konusu taşınmaza ait tapu kaydının ilk tesisinden itibaren bütün tedavülleri ile dayanakları belgelerin tapu müdürlüğünden, vergi kaydıyla ilgili bilgi ve belgelerin belediye başkanlığından ve vergi dairesi müdürlüğünden getirtilip kayıt ve belgelerde kimlik bilgilerinin bulunması halinde nüfus müdürlüğünden gerekirse tapu ve vekalet örnekleri, eski nüfus kayıtlarıda eklenerek Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nden ilgilinin nüfus aile kayıtlarının getirtilerek tapu malikiyle irtibatının araştırılması, varsa mirasçılara ilişkin mirasçılık belgelerinin istenilmesi ve toplanan delillerin birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği düşünülmeden, eksik inceleme ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 27.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.