Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/15104 E. 2020/519 K. 22.01.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/15104
KARAR NO : 2020/519
KARAR TARİHİ : 22.01.2020

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, davalı üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemenin 25.06.2014 tarihli kararı ile davanın süresinde açılmadığı gerekçesi ile davanın süreden reddine karar verilmiş; hükmün alacaklı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 09.05.2016 tarihli ve 2014/18578 Esas ve 2016/8553 Karar sayılı ilamı ile davanın süresi içerisinde açıldığı, bu nedenle işin esasının incelenmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılamada, haciz sınasında borçlunun haciz mahallinde bulunmaması ve borçlu adına evrak bulunmaması nedeniyle ispat külfetinin alacaklı tarafta olduğu, alacaklı tarafça da karinenin aksinin ispaplanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nin 99.maddesine dayalı alacaklının istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Haciz adresinin dayanak senet adresi olduğu ve aynı zamanda 27.03.2014 tarihine kadar borçlunun faaliyet adresi olduğu, üçüncü kişinin borcun doğum tarihinden sonra 28.03.2014 tarihinde haciz adresinde aynı işi (fırın işletmeciliği) yapmaya başladığı ve üçüncü kişinin borçlunun annesi olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü ile bu yasal karinenin aksinin davalı üçüncü kişi tarafından güçlü ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davalı üçüncü kişi, usulüne uygun olarak davadan haberdar edildiği halde yazılı ya da sözlü beyanda bulunmadığı gibi karinenin aksini ispata yarar harhangi bir delil de bildirmemiştir.
O halde Mahkemece, alacaklı tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366. ve HUMK’un 428. maddesi gereğince yeniden BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.01.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.