YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/15465
KARAR NO : 2020/2896
KARAR TARİHİ : 03.06.2020
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
MAHKEMESİ : Bursa 5. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bursa 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 09/08/2016 tarihli ve 2016/135 Esas, 2016/1024 Karar sayılı kararıyla kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı üçüncü kişi vekili ile davalı alacaklı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, haciz yapılan adresin, 12.05.2015 tarihinde müvekkilinin mülkiyetini davalı borçluya devrettiği gayri faal durumdaki düğün salonu vasfındaki bir yer olduğunu, haciz mahallinde müvekkilinin malzemelerinin bulunduğunu, borçlunun uzun zamandan beri buraya uğramadığı halde, haciz günü hazır bulunduğunu ve depoda bulunan malların kendisine ait olduğu yönünde beyanda bulunması üzerine müvekkilinin mallarının haczedildiğini belirterek, istihkak iddialarının kabulüne ve davalı alacaklı aleyhine tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçluya ait olan gayrimenkulde ve borçlunun bizzat hazır olduğu mahalde haciz yapıldığını, üçüncü kişinin sattığı taşınmazdan menkul eşyalarını almamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, malların borçlu elinde haczedildiğini, davacı üçüncü kişinin haciz mahalli ile fiili ve organik bağının bulunmadığını bildirerek, davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, haciz yapılan taşınmazın davacı üçüncü kişi tarafından borçluya satışının yapıldığı, davacının bu adresi depo olarak kullandığı, gayrimenkulü sattıktan sonra da depodaki malzemelerini almadığı, davacının kat karşılığı inşaat işleriyle uğraştığı ve elektrik malzemelerini inşaatta kullandığı, ayırt edici özelliklerinin tam olarak belirtilmemesi nedeniyle faturalarla mahcuzların örtüşmediği, borçlunun işi itibariyle elektrik malzemeleri ile ilgisi bulunmadığından, haciz gününde haciz mahallinde bulunarak belirtilen malların kendisine ait olduğunu beyan etmesinin, malların haczedilmesinin sağlanması için alacaklıyla anlaşma yaptığına delalet kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, haczin kaldırılmasına karar verilmiş, bu karara karşı davalı alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, mahcuzların mülkiyeti borçluya ait gayrimenkulde haczedildiği için yasal karinenin alacaklı yararına olduğu, bilirkişi raporuna göre faturaların gerçek, doğru ancak mahcuzları teyit eder nitelikte olmadığı, birbirini teyit eden tanık anlatımlarına göre söz konusu mahcuzların emaneten borçlunun rızası üzerine geçici olarak haciz mahalline bırakıldığının sabit olduğu, haciz mahallinin depo olarak kullanılması, üçüncü kişiden satın alınması, üçüncü kişinin faaliyeti ile uyumlu mallar olması nedeniyle alacaklının haksızlığının sabit olduğu, ancak alacaklının bizzat borçlu ile ittifak gerçekleştirerek mahcuzları haczettirdiğine dair kötü niyetinin somut olarak ispatlanamadığı, o halde tazminata yönelik istinaf talebinin kabul edilmesi gerektiğinden bahisle davalı alacaklının istinaf talebinin esastan reddine, tazminata yönelik istinaf talebinin kabulü ile tazminata yönelik kısmın hükümden çıkartılmasına karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre temyiz eden davacı üçüncü kişi ve davalı alacaklı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm bölümünün “1” nolu bendinde; davalı alacaklının hükmün 1 nolu bendine yönelik istinaf talebinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilip, “2” nolu bendinde; davalı alacaklının tazminata yönelik istinaf talebinin kabulü ile “Haczedilen malların değeri olan 133.228,80-TL’nin %15’i oranında 19.984,32-TL tazminatın davalı alacaklıdan alınarak davacıya verilmesine” ilişkin bendin hükümden çıkartılmasına, karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf istemiyle önüne gelen dosya ve karar bir bütün olarak değerlendirilerek, HMK’nin 353/(1)-b maddesindeki “b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3. Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir” düzenlemesine göre bir karar verilmelidir. Bu hükümlere aykırılık halinde, aynı dosyada infazı kabil birden fazla karar ortaya çıkabileceği gibi HMK’nin 297 ve 359. maddelerine de aykırı şekilde infazda tereddüte sebebiyet verilebilecektir.
Buna göre, İlk Derece Mahkemesinin kararında usule veya yasaya aykırılık bulunduğunun tespiti halinde, bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmiyorsa, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun kısmen yerinde görüldüğü açıklanarak İlk Derece Mahkemesi kararının 353/(1)-b.2 veya 3. bentleri gereğince tamamen kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekirken, yasal düzenlemeye aykırı olarak, infazda tereddüt oluşturacak şekilde, yalnızca kabul edilen kısımla ilgili hüküm oluşturulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle usule ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, davacı vekili ile davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 03.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.