Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/15618 E. 2017/15867 K. 29.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/15618
KARAR NO : 2017/15867
KARAR TARİHİ : 29.11.2017

MAHKEMESİ:Bölge Adliye Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda … 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 05.12.2016 tarih, 2016/1119 Esas, 2016/906 Karar sayılı kararıyla şikayetin kabulüne karar verilmiş olup, mahkeme hükmüne karşı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiş, bu kez borçlu vekili ve alacaklı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Borçlu vekili, 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6745 Sayılı Yasanın 35. maddesi ile Kamulaştıma Kanununa eklenen geçici 12. madde uyarınca imar uygulamalarından doğan idarenin taraf olduğu, her türlü alacak ve bedel artırım davaları ile icra takipleri için 2942 sayılı Yasanın geçici 6. maddesinin 3,7,8 ve 11. fıkraları hükümlerinin uygulanması ve devam eden takiplerin ise bu madde hükümlerine göre sonuçlandırılması gerektiğini belirtilerek, icra dosyasındaki hacizlerin kaldırılması ve icra vekalet ücreti ve icra harçlarının maktu alınmasını talep etmiştir.
Mahkemece, 6745 sayılı Yasanın 35. maddesi ile 2942 sayılı Yasanın geçici 6. maddesine eklenen 12. fıkra ve 2942 sayılı Yasanın geçici 6. maddesinin 3,7,8 ve 11. fıkrası gereği şikayete konu icra memuru işleminin iptali ile dosyadaki tüm hacizlerin kaldırılmasına, harç ve vekalet ücretlerinin maktu hesaplanması gerektiği gerekçesi ile şikayetin kabulüne karar verilmiş, alacaklı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, … Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce alacaklı vekilinin talebinin kısmen kabulü ile, 13/10/2016 tarihli müdürlük kararının vekalet ücreti ve harçların nispi hesaplanması yönünden iptaline, borçlu vekilinin icra vekalet ücreti ve icra harçlarının maktu hesaplanması, hacizlerin kaldırılması, talebinin reddine karar verilmiş, alacaklı ve borçlu vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
1-Borçlu vekilinin temyiz itirazları, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere,
mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından yerinde değildir.
2- Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6745 sayılı Yasa’nın 33. maddesi ile 2942 sayılı Yasa’ya eklenen Ek 1. madde de ”Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her halde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6. maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir….Bu madde kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılacak dava ve takiplerde, bu Kanun’un Geçici 6. maddesinin üçüncü, yedinci, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılan ancak henüz karara bağlanmayan veya kararı kesinleşmeyen davalara bu madde hükümleri, kesinleşen ancak henüz ödemesi yapılmayan kararlar hakkında ise Geçici 6.maddenin üçüncü, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri uygulanır…….” düzenlemesi yer almaktadır.2942 sayılı Yasa’nın Geçici 6. maddesi 3. fıkrası,” uzlaşma….. ” 8. fıkrası, “kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bu madde uyarınca ödemelerde kullanılacak….., ” usullere ilişkindir.2942 sayılı Yasa’nın Geçici 6. maddesi 7. fıkrası ”Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir.” hükmünü 11. fıkrası ise; ”Bu madde uyarınca ödenecek olan bedelin tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez.” hükmünü içermektedir.Yasa’nın yürürlüğe girdiği 07.09.2016 tarihinden sonra bu madde kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılacak dava ve takiplerde vekalet ücretinin Geçici 6. maddenin 7. fıkrası gereği maktu alınacağı ve 11. fıkra hükmü gereğince haciz yasağının bulunduğu, 07.09.2016 tarihinden önce başlatılan takiplerde ise yine haciz yasağının bulunduğu ancak vekalet ücretinin nispi olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Yasa’nın 21. maddesi ile değişik 2942 sayılı Yasa’nın Geçici 6. maddesinin 12. fıkrasında; ” 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan imar uygulamalarından doğan ve ipotekle teminat altına alınanlar da dâhil olmak üzere her türlü alacak ve bedeller, borçlu idarelerce, ipotek veya uygulama tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunda belirtilen kanuni faiz oranı uygulanmak suretiyle güncellenerek ilgililerine ödenir. Bu hüküm devam eden davalarda da uygulanır. Bu fıkra uyarınca yapılacak ödemeler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır.” düzenlemesi mevcuttur. Ancak 6487 sayılı Yasa’yla değişen, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesinin 12. fıkrası, Anayasa Mahkemesi’nin 13.11.2014 tarih ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Yukarıda açıklanan Anayasa Mahkemesi’nin 13.11.2014 tarih ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı iptal kararından önceki yasal düzenlemeler kapsamında imar uygulaması nedeniyle bedele dönüştürülen pay karşılığının artırılmasından kaynaklanan tazminatlara ilişkin ilamların icra takibine konu edilmesi halinde, ilam tarihi 11.06.2013 tarihinden önce ise; 5999 sayılı Yasa’nın 1.maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen Geçici 6. maddesi ve 6111 sayılı Yasa’nın geçici 2. maddesindeki düzenlemelerde yalnızca kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat alacakları haciz yasağı kapsamında bulunduğundan İdarenin mal, hak ve alacaklarının haczedilebileceği, harç ve vekalet ücretinin nispi olduğu ilam tarihi 11.06.2013 tarihinden sonra ise; 6487 sayılı Yasa’nın 21. maddesi ile yapılan değişiklik gereği İdarenin mal, hak ve alacaklarının haczedilemeyeceği harç ve vekalet ücretinin maktu olduğu kabul edilmekteydi.Somut olayda; takibe dayanak ilam imar uygulaması nedeniyle bedele dönüştürülen pay karşılığının artırılmasına ilişkin olup 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6745 sayılı Kanun kapsamında değildir. Ayrıca 6487 sayılı Yasanın 12. fıkrası da 13.11.2014 tarihinde Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğinden uygulama imkanı kalmamıştır. Bu durumda şikayetin reddi gerekir. Yerel Mahkeme kararının bu nedenlerle kaldırılarak şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabul kararı verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle borçlu vekilinin temyiz itirazlarının reddine alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının ise kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 371 maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, davacı tarafından yatırılan 31,40 TL peşin harcın mahsubuna, 29.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.