Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/15656 E. 2020/4301 K. 01.07.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/15656
KARAR NO : 2020/4301
KARAR TARİHİ : 01.07.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil, Alacak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeninin dava konusu 604 parsel sayılı taşınmazı 23.02.1974 tarihli senet ile davalı …’den satın aldığını açıklayarak, taşınmazın tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde sözleşme tarihinde ödenen 20.000 TL ve sözleşmede kararlaştırılan 5000 TL nin faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. 6100 sayılı HMK’nin 125. maddesi uyarınca yeni malik … davaya dahil edilmiş, dahili davalıya karşı da tapu iptali ve tescil istemi devam ettirilmiştir.
Davalı … …, tapulu taşınmazın haricen satımının geçersiz olduğu ve zamanaşımı süresinin dolduğunu, dahili davalı … muvazaalı satış olmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonunda, TMK’nin 706. maddesi, BK’nin 213., 6098 sayılı TBK’nin 237. maddesi ve Tapu Kanunu’nun 26. maddesi gereğince resmi şekilde yapılmayan taşınmaz satımına ilişkin sözleşmelerin geçersiz olduğu gerekçeleriyle tapu iptali ve tescil isteminin reddine, davacının 20.000,00TL’nin iadesi talebinin ise sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talebi olduğu, taşınmazın halen davacının zilyetliğinde bulunduğu, sebepsiz zenginleşmenin şartları oluşmadığı gerekçeleriyle alacak talebinin de reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairenin 18.02.2016 tarihli ve 2015/23159 Esas, 2016/2615 Karar sayılı kararı ile, davacı vekilinin tapu iptali ve tescil istemine yönelik temyiz itirazlarının reddine, geçersiz satışa konu olan bedelin tahsiline yönelik temyiz itirazları yönünden ise, davaya dayanak olarak sunulan 23.02.1974 tarihli “Satış senedi” başlıklı senette, kadastronun 604 parsel numarasında işlem gören gayrimenkulün davacı …’a, davalı … tarafından 20.000.00TL’ye satıldığı, paranın nakten alındığı ve zilyetliğin teslim edildiği, tapuda temlike yanaşılmadığı takdirde 20.000.00 TL’nin iade edileceği gibi 5.000 TL tazminat da ödeneceğinin belirtildiği, dava dilekçesinde ödenen bedel ve tazminatın ödeme tarihinden itibaren fer’ileriyle birlikte tahsiline karar verilmesinin istendiği, Mahkemece; davacının alacak talebi sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemi olarak değerlendirilmiş ise de; harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda tarafların verdiklerini geri alabilecekleri, davacının harici satış nedeniyle davalı yana bedel ödediğinin kanıtlanması halinde harici satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmininin gerekeceği, buna göre, tarafların bildirdiği tüm deliller toplanarak söz konusu bedellerin ödendiğinin kanıtlanması halinde; dosyanın bir hukukçu, bir mali müşavir veya muhasebeci ve bir bankacıdan oluşturulacak üçlü bilirkişi kuruluna tevdi edilmesi, denkleştirici adalet kuralları da göz önünde bulundurularak harici satış senedindeki bedelin uyarlanma suretiyle dava tarihinde vardığı değerin belirlenmesinin istenmesi, bu konuda gerekçeli, karşılaştırmalı, tarafların ve Yargıtay’ın denetimine elverişli rapor alınması, ödenen bedelin dava tarihindeki uyarlanmış güncel değerinin davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece,uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca 226.225,00 TL’nin davalı …’den tahsiline karar verilmiş, karar davalı … vekilince temyiz edilmiştir.
Dava harici satışa dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde alacak istemine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Davacı, taşınmazın satışına konu 23.02.1974 tarihli senette davalıya ödenen 20.000. liranın güncelleştirilmiş değerini talep etmiştir. Sözleşmede yazılı olan bedelin ödeme tarihinden itibaren ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, döviz kurları, altın, memur maaşı ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri unsurların ortalamaları alınmak suretiyle denkleştirici adalet ilkesine göre dava tarihine kadar ulaşacağı alım gücünün saptanması gerekir. Mahkemece, dava dosyası konusunda uzman bilirkişilere verilerek 12.01.2017 havale tarihli rapor alınmış, anılan raporda satış bedelinin dava tarihinde ulaştığı değer, altın, döviz,faiz, Tüfe, buğday, memur maaşları ve asgari ücret tutarları esas alınarak hesaplanmış ancak hesaplamaya esas alınan tüm unsurların ortalaması yerine faiz ve altın değerlerinin ortalaması alınarak 305.000,00 TL olarak tespit edilmiştir. Bahse konu bilirkişi raporunda, hesaplama altın, döviz,faiz, Tüfe, buğday, memur maaşları ve asgari ücret tutarları esas alınarak yapılmış ise de hesap hatalı olup denetime elverişli değildir. Şöyle ki, hükme esas alınan raporda az önce değinildiği üzere parametrelere göre ayrı ayrı bulunan değerlerin ortalaması yerine sadece iki parametre değerinin ortalamasının alındığı, altın, döviz,faiz, Tüfe, buğday, memur maaşları ve asgari ücret tutarları parametrelerine göre yapılan hesaplamada, sözleşmede belirtilen 20.000 lira satış bedelinin güncellenmesinin yapılırken 01.01.2005 tarihinden itibaren Türk Para Biriminden altı sıfırın atılarak işleme tabi tutulması gerektiği gözönünde bulundurulmamıştır. Şu halde mahkemece dosyanın yeniden yukarıda ünvanları belirtilen aynı bilirkişi heyetine tevdi edilerek yukarıdaki açıklamalar ve ilkelerin göz önünde bulundurulması suretiyle yeniden rapor alınarak hesap hataları giderilmeden yazılı şekilde bedele hükmedilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.