Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/15667 E. 2017/14634 K. 06.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/15667
KARAR NO : 2017/14634
KARAR TARİHİ : 06.11.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Maliye Hazinesine izafeten…beyli Mal Müdürlüğü tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı, dava konusu olan ve Hazine adına kayıtlı bulunan 127 ada 35 ve 36 parsellerin Karayolları tarafından yapılan yol istimlakı nedeniyle bu taşınmazlar üzerindeki 58 adet kiraz, 5 adet elma, 5 adet üzüm asması ve 3 adet trabzon hurması ile sulamada kullanılan su havuzunun davacıya aidiyetinin tespitini talep etmiştir.
Davalı Maliye Hazinesine izafeten… Beyli Mal Müdürlüğü; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulü ile 127 ada 35 ve 36 parsellerde bulunan 1 adet sulama havuzu ile karışık meyve bahçesi olan muhdesatın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine karar vermesi üzerine hüküm, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; dava konusu taşınmazlar üzerindeki muhdesatların tespiti isteğine ilişkindir.
1-Karayolları Genel Müdürlüğü’nden gelen 05.07.2017 tarihli ve 72357778-752.01/E. 212804 sayılı yazıda ve keşif sonrası fen bilirkişi tarafından 14.11.2014 tarihinde düzenlenen raporda 127 ada 35 parselin kamulaştırılan alanda kalmadığı bildirildiği ve tespit edildiği halde bu parsel üzerindeki muhdesatlar hakkında hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
2-Bilindiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 684.maddesi hükmünde, bir şeye malik olan kimsenin, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olacağı, bütünleyici parçanın, yerel adetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parça olduğu, aynı Kanun 718. maddesi hükmünde de, arazi üzerindeki mülkiyetin, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği açıklanmıştır. Bu hükümler karşısında taşınmaz üzerinde bulunan
ve bütünleyici parça niteliğindeki bina, ağaç gibi muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemeyeceğinden kural olarak ve aksine bir kanun hükmü bulunmadıkça muhdesatların mülkiyetinin tespiti dava edilemez ve mahkemelerce de anılan kanun hükümleri gözardı edilerek mülkiyet tespitine karar verilemez. Böyle bir durumda “Çoğun içinde az da vardır” kuralı gereği ve davacının istemi içinde muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespiti isteminin bulunduğu gözetilerek sonuçlandırılması gereklidir.
Diğer yandan, 127 ada 36 parselde bulunan muhdesatlar kesin olarak belirlenmeden kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca usul ve yasaya aykırı kararın BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.