Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/16024 E. 2017/15816 K. 28.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/16024
KARAR NO : 2017/15816
KARAR TARİHİ : 28.11.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Muhdesat Aidiyetinin Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen, 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı fabrika binası ile üç katlı idari binanın vekil edeni tarafından meydana getirildiğini açıklayarak, muhdesatın vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan … Başkanlığı, dava konusu taşınmazda payının bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuş, davalılardan … vekili, kendilerine ait payın satımı konusunda davacı şirket ile davalılardan … Ltd.Şti’nin talepte bulunduğunu ve bu taleplere istinaden kıymet takdir kararı alındığını beyanla davanın husumetten ve esastan reddini savunmuş, davalılardan …vekili ise, ortaklığın giderilmesi davasında muhdesatın davacı şirkete ait olduğunu kabul ettiklerini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ortaklığın giderilmesi davasında, muhdesatın davacıya ait olduğunun kabul edildiği, bu haliyle muhdesatın aidiyeti konusunda çekişme bulunmadığı gerekçesi ile davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, Muhdesatın aidiyetinin tespiti isteğine ilişkindir.
Bilindiği üzere, muhdesatın tespiti davaları, ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında, muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğini açıkça kabul edenler dışında kalan paydaşlara karşı açılır.
Somut olayda;
1-Davalılardan … Ltd.Şti. ile taraflar arasında, … 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/823 Esas sayılı dosyasıyla görülen ortaklığın giderilmesi davasında, davaya konu muhdesatın davacı …Ltd.Şti’ye ait olduğunu kabul etmiş olmakla, … Ltd.Şti hakkında verilen ret kararı doğrudur.
2-Davalılardan, …, payını satmış olmakla, dava konusu parselde paydaş bulunmadığından, bu davalı yönünden husumetten ret kararı verilmesi gerekirken hukuki yarar yokluğundan ret kararı verilmiş olması doğru değil ise de, ret kararı netice itibariyle doğru olduğundan bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
3-Davalılardan …’nin, taraflar arasında görülen ortaklığın giderilmesi davasında, davacı tarafın muhdesat iddiasını kabule yönelik bir beyanı olmadığı gibi, eldeki davada bu yönde bir beyanı olmamış, aksine, davanın husumetten ve esastan reddini savunmuştur.
Hal böyle olunca, … aleyhine açılan dava ile ilgili olarak, iddia ve savunma çerçevesinde, taraf delillerinin toplanıp, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözardı edilerek, yazılı ve yerinde olmayan gerekçeler ile ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları, yukarıda 3 nolu bentte açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 28.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.