YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/16718
KARAR NO : 2020/3829
KARAR TARİHİ : 23.06.2020
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Bursa 2. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bursa 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 04.04.2017 tarihli ve 2016/539 Esas, 2017/283 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkilinin sipariş üzerine kumaşları fason olarak dokutmakta ve müşterilerine satmakta olduğunu, borçlunun da müşterisi olduğundan haciz mahallinde evraklar bulunmasının olağan olduğunu, müvekkilinin davalı borçludan alacaklı olduğunu, borçlunun başka adreste faaliyette olduğunu açıklayarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlu şirket adresi ile üçüncü kişi şirket adreslerinin aynı olduğunu, farklı iki sokağa açılan kapısı olduğundan adreslerin farklı olduğunu, davacı şirket yetkilisi …’un borçlu şirketin eski çalışanı olduğunu, iki şirket arasında fiili ve organik bağın bulunduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, haczin borçlunun gösterilen iş yeri adresinde yapılmış olması, adreste borçluya ait çok sayıda evrak bulunması ibraz edilen faturaların sonradan düzenlenebilecek olup tek başlarına ispat için yeterli olmaması, davacı şirket yetkilisi ve kurucu ortağının borçlunun eski çalışanı olması ve yakın tarihte işten ayrılıp davacı üçüncü kişi şirketi kurmuş olması, haciz yapılan yerin borçlu yakını Mehmet Er’den kiralandığının beyan edilmesi ve bunun hayatın olağan akışına uygun düşmemesi gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı üçüncü kişi vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22 Hukuk Dairesinin 15.09.2017 tarihli ve 2017/1268 Esas, 2017/1376 Karar sayılı kararı ile; haciz yapılan adres, üçüncü kişinin ticaret sicil kayıtlarında tescilli olan adresi olmakla birlikte, vergi dairesi ile tam örtüşmediği, üçüncü kişi şirket yetkilisinin çok kısa bir süre önce borçlunun çalışanı olduğu, borçlu ile aynı iş kolunda işletmecilik yaptığı, iş yerinde borçluya ait irsaliyeler bulunduğu, bu nedenle ispat yükünün üçüncü kişide olduğu, davacı delillerinin mülkiyet karinesini çürütecek güçte bulunmadığı, davacının kısa bir sürede işçi iken iyi bir organizasyon alt yapı müşteri portföyü ve işletme gücüne erişerek borçlu ile yakın bir yerde aynı işi yapmasının ayrıksı bir durum olduğu gerekçesi ile; davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine; istinaf kararı davacı üçüncü kişi vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Haciz, ödeme emri tebliğ edilen adreste yapılmamış ise de, haciz mahallinde borçlu adına birçok belge bulunmuştur. Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkilinin fason kumaş işi ile iştigal etmekte olup müşterilerden almış olduğu kumaş siparişi üzerine bu kumaşları tedarikçilerde dokutup müşterilerine sattığını, borçlunun da bu müşterilerden biri olduğunu, dosya borçlusu ile müvekkili arasında ticari ilişkisi bulunması nedeniyle haciz mahallinde evrak bulunmasının olağan olduğunu iddia etmiştir. Bu durumda, üçüncü kişinin iddiasının ispatı için dayandığı tüm delillerin toplanması amacıyla davacı üçüncü kişi ile borçlu şirkete ait ticari defterler getirtilip bu defterler üzerinde araştırma yapılarak davacı üçüncü kişi ile borçlu şirket arasında süregelen ticari ve fason imalatına ilişkin iş ilişkisi olup olmadığının belirlenmesi, borçlu ile üçüncü kişi şirket arasında ticari veya fason ilişkiden kaynaklı ödeme yapılıp yapılmadığı, davacı üçüncü kişi şirketin aynı anda başka firmalara da fason üretim yapıp yapmadığı hususunun netleşmesi, bunların dışında mahcuzlar bakımından; davacı tarafından sunulan faturaların mahcuzlarla uyumlu olup olmadığının tespiti için, uzman tekstil mühendisi vasıtasıyla fatura ve sevk irsaliyelerindeki malların hacizli mallara uygunluğunun saptanması, yine faturaların ve varsa ödemelerin ticari defter kayıtlarında yer alıp almadığı, incelenen defterlerin açılış ve kapanış tasdikinin yapılıp yapılmadığı, defterlerin usule uygun tutulup tutulmadığı, sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığı hususlarının belirlenmesi, muhasebeci bir bilirkişiye Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu düzenlettirilmesi, öte yandan, davacı üçüncü kişi vekili dava dilekçesi ile birlikte tanık deliline dayanmasına rağmen tanık isim ve adreslerini bildirmesi için süre ve imkan tanınması sureti ile bildirilecek tanıkların 6100 sayılı HMK’nin 234. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca dinlenmesi, davacı üçüncü kişi, borçlunun haciz mahallinde faaliyette bulunmadığını iddia etmesine karşın, alacaklı tarafından borçlu şirket ile üçüncü kişi şirketin adreslerinin aynı olduğu, farklı iki sokağa açılan kapıları nedeni ile adreslerin farklı göründüğünün iddia edildiği anlaşıldığından, davacının iddiasını ispatı ve haciz tutanağında adresin “… Mah. …. sok. no: 7,” ticaret sicil kaydında no: 7-A, vergi levhasında 7-Z1 yazılı olup vergi dairesi ile ticaret sicil kaydı ve haciz tutanağı adreslerinin aynı olup olmadığının belirlenmesi için kolluk araştırması, gerektiği taktirde keşif yapılarak bu hususların netleştirilmesi, ondan sonra elde edilen bilgilerin dava dosyasında bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.