YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/3093
KARAR NO : 2017/15730
KARAR TARİHİ : 28.11.2017
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVATÜRÜ:Galle Fazlası Alacağı İstemli
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 28.11.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden Vakıflar … Bölge Müdürlüğü vekili Avukat … geldiler, karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Dava dilekçesinde; davacıların 24.02.2011 tarihinde vefat eden babaları …’a 17.11.1971 tarihinde Mazbutaya alınan … Vakfı’nın galle hesabından tüm müracaatlara rağmen ödeme yapılmadığı, vakfın davalı idarenin yönetiminde kaldığı tüm süre boyunca elde edilen kira/ecrimisil/toprak satış bedeli/bu bedellerin faiz ve diğer mali enstrümanlarla değerlendirilmesi/değerlendirmenin en yüksek gelir getirici şekilde yapılmasının davalı idarenin sorumluluğunda olması nedeniyle güncel değerlerinin fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 10.0000 TL nin 07.09.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile de, 363.137,00 TL nin yasal faizi ve masraflarla birlikte davalıdan tahsili istenmiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava,… Vakfı’nın kesinleşmiş mahkeme kararı ile galle fazlasına müstehak vakıf evladı olan davacıların murisi 24.10.2011 tarihinde vefat eden …’a ödenemeyen intifa haklarının tahsili istemine ilişkindir.13.02.2011 gün ve 6111 sayılı Yasa ile değişik 5737 sayılı Vakıflar Yasası’nın 7.maddesinde; mazbut vakıflarda intifa hakları, galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren, vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel Müdürlükçe belirleneceği, Geçici 10. maddesinde ise, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kanunun 7.maddesine eklenen hükümlerin, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış ve halen devam eden intifa haklarının ödenmesi, malvarlığı ve gelirlerinin tespitine ilişkin davalarda da uygulanacağı hükme bağlanmıştır.Bundan ayrı, galle fazlasının nasıl ödeneceğine dair dava tarihinde yürürlükte bulunan Vakıflar Yönetmeliğinin 54.maddesinde vakıf gelirlerinden masraflar çıktıktan sonra kalacak fazlanın alacaklılara tahsis edileceği belirtildikten sonra, 55.maddesinde bu tahsisin ne şekilde yapılacağı düzenlenerek vakfiyesinde vakıf taşınmazların bakım ve onarım şartı bulunan vakıfların gayrisafi gelirlerinden her yıl %15 oranında ihtiyat akçesi ayrılarak taşınmazların bakım ve onarımlarının yapılacağı, bu oranın vakıfların malvarlığına göre Vakıflar Meclisi kararıyla artırılabileceği, vakıfların yıllık gayrisafi gelir tahsilatından yönetim ve temsil gideri karşılığı alınarak Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesine gelir yazılacağı, bu vakıfların gerçekleşen yıllık gayrisafi gelir tahsilatından vakıf için yapılan giderler ve vakfiye şartı gereği yapılan her türlü harcamalar çıkarıldıktan sonra vakıf evlatlarına ve ilgililerine ödenecek intifa hakkının belirleneceği ve bunun doğduğu mali yılı izleyen ilk altı ay içinde vakıf evladı veya ilgilisi olduğunu mali yılın birinci ayında belgeleyenlere yıllık olarak ödeneceği, 53/2. maddesinde ise vakıf için belirlenen gelir fazlası (intifa hakları) vakfiye şartı gereği vakıf evladı veya ilgilisi olduğu ve galleye hak kazandığını kesinleşen mahkeme kararıyla ispat edenlere ve onların evladına vakıf mazbut ise Vakıflar Genel Müdürlüğü mülhak ise mütevelli tarafından ödeneceği öngörülmüştür.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacıların murisi …’ın … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 27.02.2002 gün ve 2001/273-2002/93 sayılı ilamı ile dava konusu … Vakfı’nın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğuna karar verildiği ve söz konusu kararın 01.12.2003 tarihinde kesinleştiği, bu karar uyarınca ve karardan önce davacıların murisi …’nin ödeme taleplerine Vakıflar Genel Müdürlüğünce bir kısım ödemeler dışında paraların emanete alındığı, vakfın geliri olmadığından ödeme yapılamadığı şeklinde cevaplar verildiği ileri sürülerek ödenmeyen intifa haklarının ödenmesi için eldeki davanın 14.09.2012 tarihinde açıldığı, mahkemece, 13.02.2011 gün ve 6111 sayılı Yasa ile değişik 5737 sayılı Vakıflar Yasası’nın 7.maddesi ile geçici 10.maddesi hükümleri dikkate alınmadan ve davacıların murisi dışında başkaca galle fazlası almaya müstehak vakıf evladı olup olmadığı araştırılmadan bilirkişilerce 1970 yılında satılan taşınmazın değeri güncellenerek 24.02.2006-24.02.2011 tarihleri arası için hesaplanan 363.137,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.5737 sayılı Vakıflar Yasasının 6/1.fıkrasına göre; Mazbut vakıflar, Genel Müdürlük (Vakıflar Genel Müdürlüğü) tarafından yönetilir ve temsil edilir ve aynı Yasanın 31/2. fıkrası gereğince mazbut vakıfların her birinin gelir ve giderleri ayrı ayrı takip edilir. Vakıf hukukunda aslolan, vakfiyedeki hükümlerin eksiksiz olarak uygulanması olup, gerek vakıf evlatları gerekse mazbut vakıf statüsü nedeniyle yönetim ve temsil yetkisine sahip Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün emredici olarak düzenlenmiş olan bu hükümlere göre hareket etmesi gerekecektir. Yine aynı Yasa’nın 75. maddesine göre; galle fazlası dışında bir hak, ücret, maaş, tahsisat vs. bırakılmış ise, bu durumda bunu almaya hak kazanan vakıf evlatlarına bu ödemeler yine vakfiye hükümleri çerçevesinde yapılabilecektir. Böylece mazbutaya alınmış vakıflar için bile vakıf evlatlarının vakfiye hükümlerine göre bırakılan her türlü intifa hakları (galle, maaş, tahsisat vs.) korunma altına alınmıştır. Esasen bu durum kesinleşmiş mahkeme kararı ile tespit edilmiş olup bu konuda taraflar arasında bir çekişme de bulunmamaktadır. Uyuşmazlığın temeli yargılama sırasında yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasa ile getirilen değişikliklerin ve buna bağlı olarak vakıf evlatlarına vakfiyede öngörülen ödemelerin hangi şekilde yapılacağıdır.6111 sayılı Yasa ile değişik 5737 sayılı Vakıflar Yasasının 7. maddesine getirilen düzenlemelere göre mazbut vakıflara ait her türlü intifa hakkının (galle fazlası, vazife karşılığı bırakılmamış ücret, maaş vs. dahil) ödenmesi sırasında bu hakkın kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel Müdürlükçe (Vakıflar Genel Müdürlüğü) belirlenecektir. Elbette ki Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yasada belirtilen süreler kapsamında bu belirlemenin yapılmadığı veya eksik yapıldığı iddiası nedeniyle hakları zedelenen evlatların dava açma hakları saklıdır. Yalnız vakfın ödemeye esas gelirlerinin tespitinde -yasanın emredici hükmü ve Anayasa Mahkemesi’ne bu hükme ilişkin yapılan iptal başvurusunun reddedilmesi de dikkate alınarak- son beş yıldaki halihazır fiili malvarlığı dikkate alınacaktır.Davacıların murisi …’nin galle fazlası almaya hak kazandığını gösteren mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren süresinde (5 yıl) infaz için davalı kuruma başvurulmasıyla (2007 ve 2008 yıllarında) beraber 6111 sayılı Yasanın 208. maddesiyle 5737 sayılı Vakıflar Yasası’nın 7. maddesine eklenen ilk fıkranın somut olayda uygulama olanağı bulunmamaktadır. Zira vakıf evlatlarının görevi kesinleşen mahkeme kararı ile yalnızca idareye başvurmak olup hangi taşınmaz veya mallardan galle alacaklarının tahsilini istediklerinin açıklanmasına gerek olmayıp bu görev davalı kuruma veya mülhak vakıf yönetimine ait bulunmaktadır.Vakıf evlatlarının, vakfiye hükümlerine göre almaya hak kazandığı galle fazlası (ücret) 5737 sayılı Yasa’nın değişik 7. maddesi kapsamında kalan bir çeşit intifa hakkı olup bu ücretin verilebilmesi için vakfın gelirlerinin yukarıda da ayrıntıları belirtilen ölçülere göre tespit edilmesi ondan sonra da vakfiyenin ve mevzuatın uygulanması gerekir. Yasa gereğince son beş yıldaki malvarlığı yöntemince incelenerek vakfiyede öngörülen giderler düşüldükten sonra malvarlığının mevcut bulunup bulunmadığı araştırılmamış ve bunun sonucuna bağlı olarak malvarlığının bulunmadığının tespiti halinde herhangi bir ödemenin yapılamayacağı, aksi takdirde ise malvarlığı ölçüsünde ödemenin yapılabileceği gözönüne alınarak bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır.Buna göre, mahkemece somut olayda yapılacak iş; eski hukukumuza dayalı olarak kurulmuş bulunan vakıflar ve muhasebe konularında uzman bir bilirkişi kurulu oluşturularak, davacıların murisi …’nin ölüm tarihi de dikkate alınarak bu ücreti almaya hak kazandığı mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren son beş yıl içindeki tüm gelir, gider, kesin hesaplarına ilişkin belgelerin Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden getirtilmesi, davacı tarafın varsa göstereceği tüm kanıtların da toplanarak gerektiğinde bilirkişiye yetki verilerek Vakıflar Genel Müdürlüğü ve tapu müdürlükleri gibi kurumlarda yerinde inceleme de yaptırılarak vakfın son beş yıl içindeki fiili malvarlığının yöntemince tespit edilmesinden sonra, ödeme yapılacak yıllara ilişkin kesin evlat sayısı ile her yıl için ödenmesi gereken toplam miktarın denetime elverişli biçimde tespit edilmesi; nüfus kayıtlarına göre ücrete hak kazanma, idareye zamanında başvurma, temerrüde düşürme, faiz başlangıcı ve zamanaşımı gibi konular için de ayrıntıları yukarıda açıklanan Vakıflar Mevzuatının emredici hükümleri dikkate alınarak varsa ödenecek payın belirlenmesinden sonra idarece yapılan ödemelerin de mahsubu dikkate alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi yerine yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz isteminin yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.480,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 28.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.