YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/3826
KARAR NO : 2017/11904
KARAR TARİHİ : 02.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; 01.09.2011 tarihli kira sözleşmesi gereğince 2015 yılı haziran, temmuz, ağustos ve eylül aylarına ait kira borçlarının doğduğu ve akabinde sözleşmeye aykırı hareket edilerek taşınmazın tahliye edildiği, davalının bahse konu kira sözleşmesinde müteselsil kefil olduğunu, kira sözleşmesinin 5 yıl süreli olup davalınında doğmuş olan kira alacaklarından sorumluluğunun olduğunu, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiş, Mahkemece, davanın görev nedeniyle reddine karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı tarafından kira alacağının tahsili amacıyla İ.İ.K 269/c vd. Maddeleri gereğince icra takibi yapılmıştır. Kefil borçlunun itirazı üzerine itirazın hükümden düşülmesi ve alacağın tahsili amacıyla İcra Mahkemesine dava açılmıştır.
Borca itiraz üzerine alacaklının İ.İ.K 269/c maddesine göre İcra Mahkemesinde itirazın kaldırılmasını istemeye hakkı olduğu gibi genel hükümler uyurınca genel mahkemelerde itirazın iptalini de talep edebilir. Burada alacaklının tercih hakkı vardır. Alacaklı davacı tercihini İcra Mahkemesinde kullandığına göre davanın itirazın kaldırılması davası olarak değerlendirilmesi gerekir. İcra Mahkemesinde açılan bu tür davalarda, alacaklı tarafın itirazın kaldırılması yerine itirazın iptali ifadesini kullanmış olması sonuca etkili değildir. Davanın itirazın kaldırılması davası olduğu gözetilerek işin esası incelenmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken tensiben görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere HMK’nun hukuki dinlenme hakkı başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir.
Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, taraflar duruşmaya çağrılmadan karar verilememesi, Anayasa’nın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur.
Somut olayda, Mahkemece, davalı tarafa cevaplarını bildirmesi için usulünce dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir. Anlatılanlar ışığında, davalının hukuki dinlenilme hakkını kısıtlayacak şekilde dava dilekçesi tebliğ edilmeksizin görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, taraflarca İİKnun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin alınan harcın istek halinde iadesine 02.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.