YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/3936
KARAR NO : 2017/13212
KARAR TARİHİ : 18.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 01.01.2011 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 25.01.2016 tarihinde tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 01.01.2011 başlangıç tarihli 60 ay süreli kira sözleşmesine istinaden kiralananın tahliyesini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 02.02.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 09.02.2016 tarihli itiraz dilekçesinde, söz konusu taşınmazın sözleşmenin yapıldığı tarihte arsa niteliğinde olmadığı gibi müvekkili tarafından yapılacak bina ve inşaatlardan sonraki tarih olan 01.01.2011 tarihinde kira sözleşmesinin başlayacağının kararlaştırıldığını, sözleşmenin 4.maddesi 5.bendinde 6570 sayılı yasa hükümlerinin sözleşmeye uygulanacağının hüküm altına alındığını, ayrıca müvekkilinin sözleşme esnasında vermiş olduğu tahliye taahhüdünün ilk kira yılında verilmiş olması dolayısıyla hukuken hüküm ifade etmeyeceğini ileri sürerek tahliye emrine itiraz etmiştir. Tahliye emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak, her ne kadar davalı itiraz dilekçesinde kira sözleşmesinin yapılan bina ve diğer inşaatlardan sonra başladığını ileri sürmüş ise de, taşınmaz üzerinde bulunan idari bina ve yakıt tanklarından oluşan kapalı alanların toplamının taşınmazın açık alanlarından çok az olduğunu, bu durumda taşınmazın baskın vasfının arsa olduğunu, musakkaf bir taşınmaz niteliğinin bulunmadığını bildirerek süre bitimi nedeniyle gayri musakkaf nitelikteki kiralananın tahliyesine yönelik olarak yapılan icra takibine vaki itirazın kaldırılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı, sözleşme anında mevcut yerin arsa niteliğinde olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Dava, sözleşme süresinin sona ermesi nedeniyle tahliye istemine ilişkindir.
Mahkemece, keşif sonucu düzenlenen bilirkişi rapor ve krokilerine göre şu andaki durum itibariyle kiracının kira sözleşmesi ile kendisine tanınan yetkiye dayanarak 3.563,13 m² alan içine inşaa ettiği idari bina, market, WC kanopi ve yakıt tanklarından oluşan kapalı alanların toplamının 64,50 m² olduğu, açık alan dikkate alındığında kiralananın baskın vasfının ve yararlanma biçiminin arsa olduğu, musakkaf bir taşınmaz niteliği bulunmadığı, bu
konuda pompa platform adalarının üzerini olumsuz hava şartlarından korumak için yapılan kanopi tabir edilen etrafı açık saçakların musakkaf yapı olarak kabul edilemeyeceği, olayda 6570 Sayılı Yasanın uygulanma olanağı olmadığı, 01.01.2011 başlangıç 01.01.2016 bitim tarihli kira sözleşmesi süresinin dolmasıyla Borçlar Kanunu 327. maddesi gereğince süresiz hale gelmeden bir ay içinde 25.01.2016 tarihinde başlatılan icra takibi ile kiralananın tahliyesi istendiğinden süre bitimi nedeniyle yapılan icra takibine yönelik itirazın kaldırılması ile kiralananın tahliyesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun adi kira hükümlerine tabi kira sözleşmelerinde kira süresi taraflarca tayin edilmesi halinde sözleşmenin sona erme hali Borçlar Kanunu’nun 327.maddesinde düzenlenmiştir. Sözleşmedeki sürenin bitimini takip eden bir ay içinde kiralayan, İİK.’nun 272. maddesi gereğince icra dairesinden tahliye isteyebileceği gibi dilerse mahkemeden de tahliye isteminde bulunabilir. Konut ve çatılı işyeri kiralarına tabi taşınmazlarda ise tahliye davası açılabilecek haller sınırlı sayıda olup, bu tür yerlerde kural olarak kiralayana süre bitimi nedeniyle tahliyeyi isteme hakkı tanınmamıştır.
Olayımıza gelince; takibe ve davaya dayanak yapılan ve karara esas alınan 01.01.2011 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede kiralananın konusu 3.563,13 m2 arsa üzerinde komple akaryakıt ve …. istasyonunun yap işlet devret modeli ile yapılması ve kiralanması olarak tanımlanmış ve taraflarca kiracının kiralanan taşınmaz üzerine 40.000 lt. yer altı akaryakıt tankları, buna ilişkin tüm tesisat, 5 ton kapasiteli….. tankı ve en az 2 adalı kanopi örtüsü, 90 m2 idari bina ve market, 1.500 m2 beton pist teknik tesisatın tamamını inşa edeceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmede kiralanan akaryakıt istasyonu olarak tanımlanmış ve kiralananın üzerine kiracı tarafından akaryakıt tankları,…. tankı, en az 2 adalı kanopi örtüsü, idari bina ve market ile beton pist teknik tesisatının inşa edileceği kararlaştırılmış olup, bu hali ile kiralanan gayrimenkulün adi kiraya veya çatılı işyerine tabi olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Kiralananın Türk Borçlar Kanunu’nun adi kira hükümlerine tabi olup olmadığının değerlendirilmesi yargılamayı gerektirdiğinden dar yetkili icra mahkemesince karar verilemez. Bu durumda mahkemece, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı gerekçeyle itirazın kaldırılmasına ve tahliyeye karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 18.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.