Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/3958 E. 2017/12773 K. 11.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/3958
KARAR NO : 2017/12773
KARAR TARİHİ : 11.10.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı alacaklı 28.03.2011 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 24.07.2014 tarihinde başlattığı icra takibi ile aylık 550,00 TL’den 2011 yılı Mart ayından 2012 yılı Ekim ayına kadarki kira alacağı 11.000,00 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 05.08.2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 07.08.2014 tarihli itiraz dilekçesinde, alacaklıya tüm kiraları elden ödediğini, alacaklının kira geliri karşılığı vergi ödememek için banka hesap numarası vermediğini, kendisinin de kiraları elden ödeyince alacaklıdan herhangi bir makbuz almadığını, kiralananda oturmasına rağmen kendisinden kira alınmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kendisinin alacaklının evinden çıktıktan sonra iki evde daha kiracı olarak oturduğunu, bu takibin ondan sonra yapıldığını, bu takibin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, itiraza konu icra takibinin örnek 7 ilamsız takip olup, takibe dayanak teşkil eden kira sözleşmesinin İİK 68 anlamındaki belgelerden olmadığı, genel mahkemelerde yargılama yapılmasını gerektirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması istemine ilişkindir.
İİK 269/2 maddesinde, “ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde itiraz sebeplerini 62.madde hükümleri dâhilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak red etmez ise akdi kabul etmiş sayılır” hükmüne yer verilmiştir. Olayımızda; davacı alacaklı takip talebi ile 28.03.2011 başlangıç tarihli kira sözleşmesine dayanmış olup, davalı borçlu itiraz dilekçesinde, alacaklının kendisine banka hesap numarası vermediğini ve bu nedenle kira bedellerini elden ödediğini, makbuz almadığını bildirerek takibe konu borca itiraz etmiştir. Davalı borçlu takibe itirazında açıkça ve ayrıca kira ilişkisine ve borç miktarına karşı çıkmamış, alacaklı görünen şahsa herhangi bir borcu olmadığını ileri sürerek takibe ve borca itiraz etmiştir. Borçlunun kira ilişkisine ve kira miktarına açıkça karşı çıkmaması karşısında İİK.nun 269/2. maddesi gereğince kira ilişkisinin ve kira miktarının kesinleştiğinin kabulü gerekir. Bu durumda davalı borçlu kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini İİKnun 269/c maddesinde belirtilen belgelerle kanıtlamak durumundadır. Mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMKnun 6217 sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMKnun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 11.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.