Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/4041 E. 2017/15084 K. 13.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4041
KARAR NO : 2017/15084
KARAR TARİHİ : 13.11.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR
Davacı vekili; davalıların takibe yaptıkları itirazda kira sözleşmesinin varlığını kabul ettiklerini, sözleşme altındaki imzaların kendilerine ait olmadığını iddia etmediklerini bu sebeple kira sözleşmesinin kesinleştiğini, takip borçlularının karşı çıkmadıkları kira sözleşmesinde kira bedelinin belirlenmesinin ölçütleri, artış oranı, ödeme günü, uygulanacak faiz oranları ve faizin ne şekilde hesaplanacağına ilişkin hususların sözleşmenin özel şartlarında açıkça düzenlendiğini belirterek itirazın kaldırılması ile davalıların takip konusu taşınmazdan tahliyesini talep etmiştir.
Davalılar vekili; kira sözleşmesinde aylık kira miktarı her ne kadar 3.000,00 TL olarak belirlenmiş ise de kiralayanın muvafakati ile kira bedellerinin 2.800,00 TL olarak ödendiğini, ikinci kira yılında kira artışının 3.000,00 TL değil 2.800,00 TL üzerinden yapılması gerektiğini, uygulanması gereken faiz yönünden TBK 343. maddesinin yasal faiz oranı dışında uygulanacak faiz oranının yasakladığını, kefil yönünden husumet itirazlarının olduğunu savunurak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kefil yönünden TBK’nun 586. maddesi ile 583. maddeleri hükmü uyarınca reddine, takip talebinde davacı tarafın 2014 nisan ayından kalan 1200 TL talebinde bulunduğu ancak yargılama aşamasıdan 1200 TL alacak taleplerinin 2013 yılı haziran, temmuz, ağustos, eylül, ekim ve kasım ayları eksik yatırılan 200 TL bedellerinin toplamı olduğunu beyan ettikleri, takipten farklı olarak alacağın farklı aylardan kaynaklandığını ileri sürerek itirazın kaldırılmasının istenemeyeceği gerekçesi ile 1.200,00 TL’ye ilişkin talebin reddine, takibe konu 2014 yılı mayıs, haziran, ağustos ve eylül aylarına ait kira bedeli olan aylık 3.246,60 TL üzerinden toplam 16.233,00 TL asıl alacak ve 4.274,68 TL işlemiş faizin ödenmediği anlaşıldığında borçlu kiracı …’nin itirazının kısmen kaldırılmasına karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava kira alacağından kaynaklanan itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir.
1- Davacı vekilinin temyiz itirazları bakımından;
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 4949 sayılı Yasanın 101. maddesiyle değişik 363. maddesi hükmüne göre; Yasa’nın yürürlüğe girdiği 30.7.2003 tarihinden sonra icra mahkemelerince verilecek kararların temyiz edilebilmesi için, temyize konu dava değerinin 2.000 TL’sını geçmesi gerekir.
İİK’na 4949 sayılı Yasa’nın 102. maddesiyle eklenen Ek 1. madde uyarınca parasal sınır, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi uyarınca Maliye Bakanlığı’nca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerlendirme oranında artırılması suretiyle uygulanır.
Buna göre hesaplama yapıldığında 2015 yılında icra mahkemelerince verilecek kararların temyiz edilebilmesi için, temyiz konusunun 5.980,00 .-TL’sının üzerinde bulunmalıdır.
Somut olayda davacı vekilinin temyiz itirazı 5.980,00.-TL’sının altındadır.
Bu durumda temyize konu hakkın değeri kesin nitelik taşıdığından davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
A) Takibe dayanak yapılan ve hükme esas alınan 01.05.2013 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli yazılı kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin hususi şartlar bölümü 3. maddesinde; sözleşme 2. yıl için uzatılmak istenirse İTO’ca belirlenen ÜFE+TÜFE ortalaması alınarak arttırılacağı kararlaştırılmıştır. Türk Borçlar Kanunu’nun 344/1 maddesi “Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki yılın üretici fiyat endenksindeki artış oranını geçmemek koşulu ile geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır.” hükmünü içerir. Yasanın bu açık hükmü gereği kira bedelinin ÜFE oranında arttırılması gerekirken TEFE-ÜFE ortalamasının baz alınması doğru değildir.
B-Takibe dayanak kira sözleşmesi Hususi Şartlar Bölümü 4. maddesinde kira bedellerinin her ayın 1’i ila 5’i arasında ödeneceği, kira bedelinin belirtilen gün akşamına kadar yatırılmaması halinde kira bedelinin aylık %10’u oranında gecikme zammı tahakkuk edeceği, gecikmelerin bir aydan fazla olduğu durumlarda müteakip aylarda da aylık %10 gecikme zammının uygulanacağı kararlaştırılmış, mahkeme tarafından bu oran üzerinden hesaplanan bilirkişi raporuna değer verilmiş ise de, TBK’nun 120. maddesine göre sözleşme ile kararlaştırılan gecikme faizi yasal faiz oranının %100’ünden fazla olamaz. Buna göre anılan kanun maddesine göre faiz hesaplaması yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yıllık %120 oranında hesaplama yapılan rapor doğrultusunda karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte yazılan nedenler ile davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, (2) numaralı bentte yazılan nedenler ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, 6100 sayılı HMK.ya 6217 sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 13.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.