Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/4080 E. 2017/14348 K. 01.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4080
KARAR NO : 2017/14348
KARAR TARİHİ : 01.11.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı alacaklı 15.05.2012 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 26.06.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 15.05.2014 ila 15.06.2015 tarihleri arası kira alacağı 102.200,00 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçlu şirkete 02.07.2015 tarihinde, diğer davalı borçlular … ile kefil …’a 26.08.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu şirket vekili 02.07.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, icra takibine konu borcu kabul etmediklerini bildirerek borca, faize ve ferilerine itiraz etmiştir. Davalı borçlular Aydın ile kefil … vekili 31.08.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, müvekkillerinin takibe konu borç ile herhangi bir bağlantılarının bulunmadığını bildirerek borca ve tüm ferilerine itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlular tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davalılardan…’in kiralayan şirket adına sözleşmeye imza attığı, kendi adına sözleşme imzaladığına dair sözleşmede herhangi bir hüküm bulunmadığı, diğer borçlu Yusuf’un ise sözleşmede kefil olup sözleşme tarihi göz önüne alındığında kefaletin gelecek yıllara ilişkin sorumluluk miktarını içermediği ve kefalet TBK’nun 583 ve 584.maddelere uygun şekilde düzenlenmediğinden, söz konusu davalılar yönünden davanın reddine, davalı şirket yönünden ise davalı tarafından yazılı kira sözleşmesine ve aylık kira miktarına itiraz edilmediği, borca itiraz edildiği ancak söz konusu borcu ödediğini ispat edemediği gerekçesiyle davacının itirazın kaldırılması talebinin kısmen kabulüne, davalının dava konusu taşınmazdan temerrüt nedeniyle tahliyesine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkindir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre temyiz eden davacı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin davalı kefil … Ahıskal’ın sorumluluğuna yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davada dayanılan ve karara esas alınan 15.05.2012 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Davalı … Ahıskal kira sözleşmesini müteselsil kefil borçlu sıfatıyla imzalamış olup, sözleşmenin özel şartlar 16. maddesinde “Kiracı kiralananda kaldığı sürece kefilin kefaleti devam eder” düzenlemesi bulunmaktadır. Sözleşmesinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan BK.nun 484 (TBK 583) maddesi hükmüne göre kefaletin geçerli olabilmesi için kefalet süresinin ve kefilin sorumlu olacağı miktarın sözleşmede gösterilmesi gerekir. Kefalet süresinin ve kefilin sorumlu olacağı azami tutarın gösterilmemesi halinde kefalet ancak kira sözleşmesinde kararlaştırılan kira süresi için geçerlidir.
Ayrıca 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Uygulanması ve Yürürlüğü hakkında Kanunun 1. maddesinde “Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.” hükmüne yer verilmiştir. Kefalet sözleşmesi TBK.nun yürürlüğe girmesinden önce düzenlenmiş olup, kefil sözleşme süresince sorumlu olduğundan kefilin sorumluluğu 15.05.2017 tarihi itibariyle sona erer.
Olayımızda sözleşme süresi 15.05.2017 tarihinde sona erecek olup, icra takibi 26.06.2015 tarihinde başlatılmıştır. Bu durumda yukarıda açıklanan gerekçelerle takip tarihi itibariyle kefilin sorumluluğu devam etmekte olduğundan, davalı kefilin itirazının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davalı kefil yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru değildir,
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte yazılı nedenle davacı vekilinin davalı kefile yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın davalı kefile hasren BOZULMASINA,taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.