YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4271
KARAR NO : 2017/16358
KARAR TARİHİ : 06.12.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 15.03.2010 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 13.07.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 2011 yılı Mart ayından 2016 yılı Haziran ayına kadarki kira farkı alacağı 3.692,88 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 15.07.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 20.07.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcu olmadığını, tarafına herhangi bir bildirim yapılmadığını bildirerek borca, faize ve ferilerine itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, 15.03.2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin özel şartlar bölümünde aylık kira artışına ilişkin olarak hem enflasyon oranına göre hem de %10 artış oranına göre artış öngörüldüğü, bu durumda artış oranının belirli bir oran olarak kabul edildiğinin söylenemeyeceği, belirli olmayan artış oranı nedeniyle temerrüde düşülemeyeceği gerekçesiyle davacının itirazın kaldırılması ve tahliye talebinin reddine karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkindir.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun’unun 344.maddesinde “Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında üretici fiyat endeksindeki artış oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının üretici fiyat endeksindeki artış oranını geçmemek koşuluyla hâkim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli, hâkim tarafından üretici fiyat endeksindeki artış oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Her beş yıldan sonraki kira yılında bu biçimde belirlenen kira bedeli, önceki fıkralarda yer alan ilkelere göre değiştirilebilir.” hükmü, Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 2.maddesinde geçmişe etkili olma başlığı altında “Türk Borçlar Kanununun düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları gerçekleştirdikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere uygulanır.” hükmü yer almaktadır. Türk Borçlar Kanununun kira artışına ilişkin 344.maddesindeki düzenleme kiracıları koruyucu nitelikte olup, kamu düzenine ilişkindir.
Taraflar arasında 15.03.2010 başlangıç tarihli, 1 yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık yoktur. Sözleşmede aylık kira bedelinin 600,00 TL olduğu kararlaştırılmış olup, sözleşmenin özel şartlar 5.maddesinde, “Kiracı kontrat bitiminde kira bedelini Enflasyon oranına göre %10 oranında artırmayı şimdiden kabul ve taahhüt eder” düzenlemesine yer verilerek kira parasının ne şekilde arttırılacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 5.maddesi ile “%10” oranında kararlaştırılan artış belirli, muayyen ve uygulanabilir niteliktedir. Bu durumda 15.03.2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesine göre; 15.03.2011 tarihinde başlayan 2.dönemde ve 15.03.2012 tarihinde başlayan 3.dönemde sözleşmede kararlaştırılan %10 oranında, 15.03.2013 tarihinde başlayan 3. dönemde ise 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 344.maddesi hükmü de gözetilerek ÜFE artış oranını geçmemek üzere sözleşme hükmü doğrultusunda aylık kira bedeli ve kira artış farkının belirlenerek, bu miktar üzerinden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verilidi.