YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4473
KARAR NO : 2018/1380
KARAR TARİHİ : 24.01.2018
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 01.04.2013 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 14.05.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile aylık 3.500,00 TL’den 2015 yılı Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ayları kira alacağı 14.000,00 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 18.05.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu vekili 22.05.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, dayanak gösterilen kira sözleşmesinin ödeme emri ekinde gönderilmediğini, icra dosyasındaki kira sözleşmesinin alacaklı tarafından tasdik edilmemiş olduğundan sunulmamış kabul edilmesi gerektiğini, alacaklı kiraya veren ile müvekkili arasında 01.04.2013 başlangıç tarihli 2 yıl süreli kira sözleşmesi akdedildiğini, alacaklıda kalan suretin boş bırakıldığını, alacaklının kira bedeli ve süresine ilişkin hükümleri müvekkili ile aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurduğunu, geçerli olan kira sözleşmesinin alacaklının da imzasını taşıyan müvekkili nezdindeki kira sözleşmesi olduğunu, bu kira sözleşmesinde kira bedelinin 3.500 TL olmayıp 1.500 TL olduğunu, müvekkili şirketin takip tarihine kadar olan tüm kira bedellerini kiraya verenin banka hesabına yatırdığını, müvekkilinin alacaklıya herhangi bir borcunun olmadığını bildirerek borca ve takibe itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, borçlu davalının takibe dayanak yapılan aylık 3.500,00 TL bedelli kira akdindeki imzayı inkar etmediği, bu durumda itiraz dilekçesinde imzası inkar edilmeyen takip dayanağı kira akdinde yazılı kira parası tutarı olan aylık 3.500,00 TL üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, takip tarihi itibarıyla takip konusu dönem için toplam tahakkuk eden kira parasının 14.000,00 TL olduğu, takip konusu döneme ilişkin davalı kiracı tarafından alacaklıya ödenen kira bedelinin toplam 6.300,00.TL olduğu, takip tarihi itibariyle kalan asıl alacak miktarının 7.700,00 TL olduğu, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere işlemiş faiz miktarının 102,14 TL olduğu, tahliyeye ilişkin olarak davacı vekilinin 28/09/2015 tarihi itibariyle tahliye konusundaki davayı müracaata bıraktığı gerekçesiyle tahliye ile ilgili davanın açılmamış sayılmasına ve itirazın kaldırılması davasının kısmen kabulü ile; davalının 7.700 TL asıl alacak, 102,14 TL işlemiş faiz üzerinden itirazının kaldırılmasına karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkindir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre temyiz eden davalı tarafın alacağa yönelik temyiz itirazları ile aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin tahliyeye yönelik temyiz itirazlarına gelince;
HMK’nun 123. maddesine göre, davalının rızası olmaksızın davacı davasını geri alamaz. Yapılan yargılama sırasında davacı vekili 03.12.2015 tarihli duruşma sırasındaki beyanında ve 28.09.2015 tarihli dilekçesinde, tahliyeye ilişkin davadan sarf-ı nazar ettiklerini, davalarına yalnızca itirazın kaldırılması yönünden devam ettiklerini beyan etmiştir. Davalı vekili 12.05.2016 tarihli son celsede ise, tahliye ilişkin açtıkları davayı 28.09.2015 tarihli dilekçeleri ile müracaata bıraktıklarını, itirazın kaldırılması yönünden davayı takip ettiklerini bildirmiştir. Davacı vekilinin 03.12.2015 tarihli oturumdaki davadan sarf-ı nazar ettikleri yönündeki beyanı HMK’nın 123. maddesi anlamında davayı geri alma niteliğinde olup, davalının açık rızasına bağlı olduğu halde davalının açık rızasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal otuz günlük ödeme süresi beklenmeden tahliye isteminde bulunulduğu gözetilerek bu yönden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle tahliye davasının açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin alacağa yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte yazılı nedenle davalı vekilinin tahliyeye ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’ya 6217 sayılı Kanun’la eklenen Geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK’nın 428 ve İİK’nın 366. maddesi uyarınca kararın tahliyeye hasren BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 24.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.