YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4787
KARAR NO : 2018/8481
KARAR TARİHİ : 07.03.2018
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağı istemli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine davacı icra mahkemesinden itirazın kaldırılması isteminde bulunmuş mahkemece davanın reddine karar verilmiş karar davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK.nun 68. maddesinde “Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilamsız takip yapılamaz. ” İİK.nun 269/2 maddesinde” borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait sözleşmedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse akdi kabul etmiş sayılır “, İİK.nun 269/b maddesinde de ” Borçlu itirazında kira akdini ve varsa mukavelenamede kendisine izafe olunan imzayı reddettiği takdirde alacaklı; noterlikçe re’sen tanzim veya imzası tastik edilmiş bir mukavelenameye istinat ediyorsa merciden itirazın kaldırılmasını ve ihtar müddeti içinde paranın ödenmemesi sebebiyle kiralananın tahliyesini isteyebilir.’’ düzenlemesi bulunmaktadır.
Somut olayda; davacı alacaklı, 15/03/2015 başlangıç tarihli, üç yıl süreli, aylık net 6.000.00 TL bedelli yazılı kira sözleşmesine dayanarak 29/01/2016 tarihinde başlattığı icra takibi ile 36.000,00 TL kira ve 803,35 TL işlemiş faiz alacağının tahsilini talep etmiş, davalı borçlu süresinde verdiği itiraz dilekçesi ile 15/03/2015 başlangıç tarihli kira sözleşmesi uyarınca aylık kira bedelinin 1.000,00 TL olduğunu, her ay kira bedellerinin düzenli olarak banka aracılığıyla ödendiğini belirterek borca itiraz etmiştir. Davalı itirazında; takibe dayanak yazılı kira sözleşmesinin varlığına ve sözleşmedeki imzaya itiraz etmemiş, 15/03/2015 başlangıç tarihli, üç yıl süreli ve aylık 1.000,00 TL bedelli kira sözleşmesi nedeniyle takip dayanağı 6000 TL bedelli kira sözleşmesinin geçersiz olduğunu savunmuştur. Davalı takip dayanağı kira sözleşmesi altındaki imzayı inkar etmediğine göre aylık 6.000,00 TL bedelli kira sözleşmesi kesinleşmiştir. Bu durumda uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğinden bahsedilemez.
Taraflar arasındaki kira sözleşmesi ya tarafların karşılıklı anlaşmaları ile ya mahkeme kararı ile ya da kiralananın yok olması ile sona erer. Davalı tarafından ibraz edilen düşük bedelli kira sözleşmesinin Vergi Dairesi’ne ibraz için düzenlendiği, takip dayanağı kira sözleşmesinin taraflarca feshedildiğine dair her hangi bir düzenleme yer almadığı anlaşıldığından tarafların iradesini yansıtan takibe dayanak 15/03/2015 başlangıç tarihli, üç yıl süreli, aylık net 6.000,00 TL bedelli yazılı kira sözleşmesi dikkate alınmak suretiyle sonucuna göre işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı. 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.