YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6063
KARAR NO : 2017/16140
KARAR TARİHİ : 05.12.2017
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Hasımsız görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı asıl tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı …, babası …’in alkol bağımlılığı, savurganlığı ve başkalarının güvenliğini tehdit etmesi sebepleriyle kısıtlanmasını ve kendisine vasi atanmasını talep etmiştir.
Mahkemece, savurganlık iddiası yönünden kısıtlının 3258 parsel sayılı 4989,82 metrekare zeytinliğini nisan 2015 de 25.000 TL ‘den sattığı, yine mayıs 2014 de 3260 parsel sayılı 400,58 metrekare zeytinliğini 1000 TL.bedelle sattığı, başkaca satış işlemi tespit edilmediği, görev alanı bakımından sık sık keşfe gidildiğinden, uygulamada tapuda düşük bedel gösterme eğilimi olduğu da değerlendirildiğinde bedellerin düşük olarak değerlendirilmediği, alkol bağımlılığı ve suça meyilli olduğu iddiası yönünden kısıtlı adayının alkol almaya ve suça meyli olduğu kanaatine varılmış ise de davacının delilleri ve tapudan getirtilen yazı cevapları ile tespit edilen satışlar doğrultusunda kısıtlı adayının kendisini veya ailesini bulunduğu durumdan çok daha geriye doğru getirerek darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesi yarattığı ve bu sebeple korunmaya muhtaç olduğu kanaatine varılamadığı, kısıtlı adayına ihtaratlı olarak çıkarılan duruşmaya çağrı tebligatına icabet etmemesinden kendisinin de kısıtlanmayı istemediği sonucuna varıldığı izah edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı asıl tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 406. maddesinde “Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır” hükmü yer almaktadır.
Mahkemece; yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, kısıtlı adayının alkol bağımlılığı hususunda dosya kapsamının hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.
Vesayete ilişkin davalar kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle resen araştırmayı gerektirdiğinden Mahkemece; kısıtlı adayının alkol bağımlısı olup olmadığının tespiti amacıyla resmi sağlık kurulundan rapor aldırılıp, bu hususta daha önce tedavi görüp görmediği araştırılmalı, varsa bu tedavilere ilişkin evraklar getirtilmeli ve davacının bildireceği tanıklar da dinlenmeli, kısıtlı adayının eşini kızgın demir ile yaralaması olayı ile ilgili … Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen tahkikat neticesinde kısıtlı adayı hakkında açılan dava olup olmadığı hususları araştırılmalı ve bu şekilde toplanacak tüm delil ve bilgiler doğrultusunda kısıtlı adayının TMK 406 maddesi bağlamında alkol bağımlılığı nedeniyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açıp açmadığı ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olup olmadığı ya da başkalarının güvenliğini tehdit edip etmediği hususları irdelenip oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmedir. Mahkemece yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davacının yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
05.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.