YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6068
KARAR NO : 2017/14154
KARAR TARİHİ : 31.10.2017
MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVATÜRÜ :Kayyımlık Kararının Kaldırılması
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı ve kayyım adayı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … vekili, 391 ada 30 parsel sayılı olup sonradan 6494 ada, 22 parsel numarasını alan taşınmaz hissedarı … ‘un kim olduğunun belirlenememesi sebebi ile bu hissedara mahkeme kararı ile kayyım atanmasına karar verilmişse de; kendisine kayyım atanan … ‘un, müvekkilinin babası… olduğunu, bu nedenle taşınmaz malikinin… olduğunun tespit edilerek, tapu kaydının da bu şekilde düzeltilmesi ve kayyımlık kararının kaldırılmasını istemiştir.Davalı kayyım vekili, davacının veraset ilamında geçen … ile tapu maliki … ‘un aynı kişi olmadığını, ayrıca nüfus kayıtları doğrultusunda tapu kaydında düzeltim isteminin tapu müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, dava konusu hissenin kayyımın talebi üzerine satılmış olması nedeni ile artık ortada kaldırılması gereken bir kayyımlık kararı ve dolayısı ile de hukuki yarar bulunmadığından, talebin buna yönelik kısmının reddine, davacı tarafın mülkiyet tespiti ve tapuda isim düzeltilmesi davalarının ise mahkemenin ahkam’ı şahsiye ve tereke davalarına bakmakla yetkili olması nedeni ile genel yetkili sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğu anlaşıldığından, bu kısma yönelik dava için Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece, davacı tarafın kayyımlık kararının kaldırılmasına ilişkin isteğinin yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş ise de; varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Dosya ekinde yer alan … 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2007/1244 Esas sayılı kayyımlık dosyası incelendiğinde kayyımlık kararının kaldırılmasına konu edilen taşınmazın satıldığı ve satıştan elde edilen 84.200,00 TL paranın kayyımlık bürosu hesabına aktarıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafın dava dilekçesinde de belirttiği üzere davasını ispat ettiği takdirde söz konusu taşınmazın satışından elde edilen para yönünden alacak hakkı bulunacağı ve dolayısıyla kayyımlık kararının kaldırılmasında hukuki yararı bulunduğu kuşkusuzdur. Mahkemece, taraf delilleri toplanıp sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu talebin reddi hatalıdır.
2-Davacı tarafın, kayyımlık kararının kaldırılması isteği yanında, tapuda malik … olarak gözüken kişinin… olarak tespiti ile tapu kaydına soyadının … olarak eklenmesini de istemiştir.Dava dilekçesinde geçen bu talepleri yönünden uyuşmazlığın çözüm yeri 6100 sayılı HMK’nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesidir. Görev kamu düzeni ile ilgili dava şartı olduğundan (HMK m. 114/c) iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözönünde bulundurulur (HMK m. 115/1). Mahkemece davacının bu taleplerinin asliye hukuk mahkemesinde bakılmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde genel yetkili sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (1) ve (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 31.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.