YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6112
KARAR NO : 2018/1270
KARAR TARİHİ : 24.01.2018
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kayyımlığın Kaldırılması
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı kayyım vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar …, …, … ve … vekili, … 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2008/1805 esas-2009/252 karar sayılı dosyası ile dava konusu taşınmazdaki tapu kayıt malikleri … kızı …, … kızı …, … kızı … ve … kızı … için kayyım atandığını, tapu maliklerinin vekil edenlerinin murisleri olduğunu belirterek haklarında verilen kayyımlık kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı kayyım vekili, tapu kaydının tüm dayanakları ile birlikte getirtilmesi, nüfus müdürlüğünden araştırma yapılması, zabıta araştırması yapılması, gerekirse keşif yapılması ve tanık dinlenmesi gerektiğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile, … 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2008/1805 esas-2009/252 karar sayılı kararı ve ek kararı (tavzih kararı) ile … kızı …, … kızı …, … kızı … ve … kızı …’yi 3561 sayılı Yasa gereğince temsil etmek üzere … Defterdarının kayyım tayin edilmesine dair kararın kaldırılmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı kayyım vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kayyımlık kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden; … 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 26.02.2009 tarih, 2008/1805 esas-2009/252 karar sayılı kararı ve 03.02.2010 tarihli tavzih kararı ile; … 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2006/1501 sayılı ortaklığın giderilmesi davasında adresi bulunamayan … kızı …, … kızı …, … kızı … ve … kızı …’ye 3561 sayılı Yasa gereğince … Defterdarının kayyım olarak atanmasına karar verildiği, dosya içinde yer alan tapu kaydından; 306 ada 13 parsel sayılı taşınmazda malik hanesinde …: … kızı, …: … kızı, …: … kızı ve …: … kızı isimlerinin yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Davacılar vekili tarafından dosyaya … kızı …, … kızı … Kara, … kızı … ve … kızı … … (…)’e ait mirasçılık belgeleri sunulmuştur. Görüldüğü üzere, tapu kaydında tüm maliklerin baba adının … olarak yazılı olduğu ancak sunulan mirasçılık belgelerinde …, … ve …’nin
baba adlarının … olduğu, ayrıca tüm tapu maliklerinin soyisimlerinin tapu kaydında yazılı olmadığı görülmektedir. Sunulan mirasçılık belgelerinden davacıların, anılan mirasçılık belgelerindeki murislerin mirasçıları oldukları anlaşılmaktadır. Mahkemece bahsi geçen tüm bu delillere göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yeterli araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Şöyle ki; kayyım atanması veya kayyımlığın kaldırılması istemine ilişkin davalar kamu düzeni ile yakından ilgili olup, mahkemeler hiçbir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın gerekli araştırmayı yaparak karar vermek durumundadır.
Mahkemece, konuya ilişkin Kanun hükümleri ve amacı gözetilerek, sadece dosyada bulunan mirasçılık belgeleri ile yetinilmeden; detaylı bir şekilde kolluk araştırması yapılarak, dava konusu taşınmaza ait ilk tesisinden itibaren bütün tedavülleri ile birlikte tapu kaydı ve dayanak belgelerinin ilgili tapu müdürlüğünden, vergi kaydıyla ilgili bilgi ve belgelerin belediye başkanlığından ve vergi dairesi müdürlüğünden getirtilip kayıt ve belgelerde kimlik bilgilerinin bulunması halinde nüfus müdürlüğünden ilgililerin nüfus aile kayıtlarının istenerek; kayyım atanan tapu malikleri ile davacıların murisleri arasındaki irtibatın araştırılması, tapu kaydı ve mirasçılık belgelerindeki ismi geçen kişilerin kimlik bilgilerinin farklılığı karşısında farklı olanlar belirtilerek gerekirse mahkemece eldeki davanın davacılarının murislerinin tapu malikleri ile aynı kişiler olduğunun tespiti için dava açmak üzere süre ve imkan verilmesi ve dava açıldığı takdirde sonucu beklenerek buna göre bir değerlendirme yapılması ve toplanan bütün deliller birlikte değerlendirilerek, kayyım atanan tapu malikleri ile davacıların murislerinin aynı kişiler olup olmadıkları hususu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla davanın kabulü doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 24.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.