YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6913
KARAR NO : 2017/14323
KARAR TARİHİ : 01.11.2017
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Vesayet
Hasımsız görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … vekili, müvekkilinin 1934 doğumlu eşi …’ın 10 yıldır akli dengesinde bozukluk bulunduğunu, daha önce kendisine yasal danışman atanmasına karar verildiğini, ancak dosyanın temyiz aşamasında olduğunu, kısıtlı adayının savurgan olduğunu, bir taşınmazının icra yoluyla satıldığını, diğerini ise hiçbir gerekçe yokken sattığını, …’ın kısıtlanmasına karar verilmesini istemiş; mahkemece, duruşma yapılmadan daha önce kısıtlı adayına yasal danışman atanmasına karar verildiği, dosyanın temyiz aşamasında yani derdest olduğu, aynı kişi hakkında verilmiş bir karar varken başka bir karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle dosya üzerinden davanın reddine karar verilmesi üzerine; karar davacı vekili tarafından teyiz edilmiştir.
Vesayete ilişkin hükümler kamu düzenine ilişkindir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 382/2b-19. maddesinde, vesayet işlerinin çekişmesiz yargı kapsamında olduğu; 385. maddesinde ise, niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulünün uygulanacağı; 317. maddesinde de, davalıya tebligat yapılması gerektiği; 320-1 maddesinde mahkemenin mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar vereceği hükme bağlanmıştır. Mahkemece, bu madde hükmü gözetilerek, dosya üzerinden karar verilmiş ise de, varılan sonucun maddenin yanlış yorumlanmasından kaynaklandığı anlaşılmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; sözü edilen maddeye göre, duruşma yapmadan karar verilebilmesi için, hukuken bunun mümkün olması gerekir, başka bir anlatımla, ancak hukukun cevaz verdiği hallerde duruşma açmadan dosya üzerinden karar verilebilir. (Örneğin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları gibi) veya kanunun duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesinde hakime takdir hakkı tanındığı hallerde dosya üzerinden karar verilebilir. (Örneğin İİK.nun 17-18. maddelerinde öngörülen şikayet başvurusu gibi) Kanunun açıkça duruşma açılarak yargılama yapılmasını emrettiği hallerde dosya üzerinden karar verilemez.
Bilindiği üzere HMKnun hukuki dinlenme hakkı başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da kapsar.
Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, taraflar duruşmaya çağrılmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur.
Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasanın 36. maddesi ile 6100 sayılı HMKnun 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, taraf, dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe karar verilmesi mümkün bulunmadığından; mahkemece duruşma açılması gerekirken, dosya üzerinden inceleme yapılarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMKnun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMKnun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
01.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.