Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/6995 E. 2017/14124 K. 30.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6995
KARAR NO : 2017/14124
KARAR TARİHİ : 30.10.2017

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kayyım Atanması

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı Hazine vekili, 235 ada 92 parsel sayılı bağ vasıflı taşınmaz maliklerinden kim olduğu tespit edilemeyen …’na Hazinenin hak ve menfaatlerinin bulunması sebebiyle 3561 sayılı Kanun gereği İl Defterdarının yönetim kayyımı olarak atanmasına karar verilmesini istemiş mahkemece, kayyım tayini istenen …’in (Hüllem oğlu) nüfusta … olarak kayıtlı olup, kendisinin bilinip tanındığı, sağ ve kanuni mirasçılarının bulunduğu, bu haliyle kayyım tayinine ilişkin kanunun aradığı şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar Hazine vekili karar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
2-Dosyadaki bilgi ve belgelerden; dava konusu 235 ada 92 parsel sayılı taşınmazın Hüllem oğlu Ömer adına tam hisse ile 9/1/1965 tarihinde tesis kadastrosu ile tescil edildiği tespit tutanağından Ömer kızı … tarafından verilen 1964 tarihli dilekçe ile, yerin babası Hüllem oğlu … tarafından haricen satın alındığı, vergice namına kayıtlı olarak zilyetliğinde iken 20 sene önce vefatıyla mirasının evlatları Hayriye, Fethiye, Akkız ve Ali Osman’a kaldığı, bunların da aralarında yaptıkları taksim ile yerin kendisine intikal ettiğinden tespitini istediği, ancak mirasçılık belgesi ibraz edilmemesi ve taksimin olup-olmadığı bilirkişilerce kesin olarak bilinemediğinden bahisle komisyon tarafından murisleri … (Hüllem oğlu) adına tescilinin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, dosyada bulunan …’e ait nüfus kaydından Hayriye’nin babası Ömer’in nüfus kayıtlarına ulaşıldığı belirtilerek ve hükme esas alınan bu kayıtlara göre; …’ün baba adının Ömer olduğu ve tespit tutanağında adı geçen kardeşlerinin nüfus kayıtlarında yer aldığı tespit edilmiş olsa da, …’ün babası Ömer’in tapuda ismi geçen Hüllem oğlu Ömer olup olmadığı kesin olarak açıkça belirlenememiştir. Nüfus kaydından Ömer ‘in baba adı Osman ve soyadı Şekirden’dir. Tapu maliki Ömer’in ise, baba adı Hüllem, soyadı ise tapu kaydında yazılı değildir. Yine, kolluk tarafından yapılan araştırmada, Hüllem oğlu Ömer’i çevrede tanıyan ve bilinenin olmadığı belirtilmiştir.
Bu durumda, mevcut kanıtlara göre tapu maliki Hüllem oğlu Ömer hakkında açılan davanın kabulü ile adı geçen kişiye ait taşınmazın yönetimi için kayyım atanmasına karar verilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve eksik inceleme ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde geri verilmesine 30.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.