YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/7002
KARAR NO : 2017/16626
KARAR TARİHİ : 12.12.2017
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kayyım Atanması
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde; davaya konu 4649 ada 7 parsel sayılı taşınmaz hakkında görülen ortaklığın giderilmesi davası nedeniyle açık kimlik bilgileri tespit edilmeyen hissedarları temsilen kayyım atanmasını istemiş, 04.01.2016 tarihli dilekçesi ile de kimlik bilgileri tespit edilmeyen hissedarları davalı olarak göstererek, bu kişilere … 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2014/656 Esas sayılı dosyasında temsil etmek üzere … Barosu avukatlarından….n kayyım olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davacı tarafından talep sonucu ve davalı adresi bildirilmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi üzerine; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
04.06.1958 ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklama görevi taraflara, ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak kanun hükümlerini tespit etme ve uygulama görevi ise hakime aittir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda kayyımlık; temsil kayyımlığı (TMK. m.426), yönetim kayyımlığı (TMK. m.427) ve isteğe bağlı kayyımlık (TMK. m.428) olmak üzere üç türde düzenlenmistir. Türk Medenî Kanunu’nun 426. maddesinde, “Vesayet makamı, ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya resen temsil kayyımı atar.” hükmüne yer verilmiştir. TMK’nun 426. maddesinde temsil kayyımlığı düzenlenmiş ise de kayyım olarak atanacak kişi belirtilmemiştir.
Aynı Kanun’un 403/3 ve 431. maddeleri uyarınca vasinin atanmasına ilişkin hükümler, aksi belirtilmiş olmadıkça kayyım atanması hakkında da uygulanır. Vesayete ilişkin hükümler kamu düzenini ilgilendirdiğinden, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 382/2b-19. maddesinde vesayet işlerinin çekişmesiz yargı işi olduğu, 385. maddesinde de niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulünün uygulanacağı düzenlenmiştir.
Somut olaya gelince; davacı tarafından dava konusu taşınmaz hakkında görülmekte olan ortaklığın giderilmesi davasında temsil edilmek üzere adresleri tespit edilemeyen tapu maliklerine … Barosu avukatlarından ….ın kayyım olarak atanmasını istemiştir. Kayyım atanması talebinin yukarıda açıklanan kanun hükümleri amacı da dikkate alınmak suretiyle değerlendirilip sonuçlandırılması gerekir. Buna göre Mahkemece, … 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2014/656 Esas sayılı dosyası ile davaya konu taşınmazdaki ortaklığın giderilmesi davası nedeni ile temsil kayyımı atanması istendiği hususu dikkate alınarak, kayyım adayları arasından seçilecek bir kişinin kayyım olarak atanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
12.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.