Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/7048 E. 2018/8538 K. 08.03.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/7048
KARAR NO : 2018/8538
KARAR TARİHİ : 08.03.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanmanın ve Dul Olarak Öldüğünün Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacının murisi ve teyzesi …’nin, 02/01/1974 tarihinde eski eşi …’dan boşanmış olarak öldüğü halde halen nüfusta evli olarak gözüktüğünü, …’ın, … ile evlendiği 11/04/1952 tarihinden sonra 21/12/1960 tarihinde … ile evlendiğini, müvekkilinin murisi …’nin dava dışı Hüseyin’den boşandıktan sonra başka bir evlilik yapmadan 02/01/1974 tarihinde dul olarak vefat ettiğini, nüfus kayıt sisteminde … vatandaşlık numarasında … ve… olarak iki nüfus kaydı çıktığını, bu kayıtlardan … olan kaydın murisin boşandığı kocası Hüseyin’in soyadının … olması nedeniyle silinmesi gerektiğini ileri sürerek, …’nin …’dan boşanmış olması nedeni ile boşanmış (dul) olarak öldüğünün tespitine ve nüfus kaydının (boşanmış) olarak düzeltilmesine, mükerrer olan …’a ait nüfus kaydının silinmesine karar verilmesini istemiştir; Mahkemece, talep yönünde karar verildiği taktirde hukuki durumları ve mirasçılık sıfatları etkilenecek olan kişilerin tespiti ile davaya katılımlarının sağlanması için verilen sürede gereğinin yerine getirilmemesi nedeni ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının teyzesi … (…) …’ın 11.04.1952 tarihinde … ile evlendiği, nüfus kayıtlarında boşanma tarihinin görünmediği, eşi …’ın 21.12.1960 tarihinde … ile ikinci evliliğini yaptığı,…’ın ise eşi Hüseyin hanesinde kayıtlı iken 02.01.1974 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır.
Dava, boşanmış olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Görevin Belirlenmesi ve Niteliği başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu husus mahkemelerce
yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 161. ve devamı maddelerinde düzenlenen boşanma ile ilgili olup, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMK m.118-395) kaynaklanan bütün davalarda aile mahkemesinin görevli olduğu hükme bağlandığı ve aile mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemelerinde davanın aile mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerektiği dikkate alındığında; davaya aile mahkemesinde bakılmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davanın HMK nın 114/1-b ve 115/2 mad gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönler incelenmeksizin hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3, maddsinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 08.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.