Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/7053 E. 2018/8537 K. 08.03.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/7053
KARAR NO : 2018/8537
KARAR TARİHİ : 08.03.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tespit

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı ve vekili, dava dilekçesi ile duruşmadaki beyanlarında, 01.01.1944 doğumlu davacının Türk Vatandaşı … ve … kızı olarak nüfusa kaydedildiğini, 12-13 yaşlarında Suriye’ye giderek orada evlendiğini, Türkiye’ye gelip kimlik almak istediğinde, Suriye’den gelerek Türkiye’de evlenen bir başkası tarafından kimliğinin alınıp kullanıldığını öğrendiğini, bu durumun davacının kimliğini kullanan kişi tarafından da kabul edildiğini ileri sürerek, davalı …’un davacının kimliğini kullandığının ve davacı …’nun … ve … kızı … olduğunun tespitini istemiş; mahkemece, davanın, davacının Türk Vatandaşı olduğunun tespiti talebine ilişkin olduğu, öncelikli olarak bir davanın dinlenebilmesinin dava şartının varlığına bağlı olduğu, davacının talebinin değerlendirilmesinde ise davacının Türk vatandaşı olduğu ve yine Türk Vatandaşı olduğunun tespitini talep ettiği anlaşılmakla var olan bir şeyin tespiti talebinde hukuki yarar olmadığından, davacının davasının dinlenilme imkanı bulunmadığı gerekçesi ile HMK’nın 114/1-h maddesi uyarınca hukuki yarar olmadığından HMK’nın 115/2 maddesi uyarınca da davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının Suriye Uyruklu … olduğu, Türkiye nüfus kayıtlarında ise … ve … kızı 01.01.1944 doğumlu …’in adı ile kayıtlı bulunduğu, …’in 01.11.1974 tarihinde … ile evlendiği ve çocuklarının olduğu anlaşılmaktadır. Davalı … yazılı olarak verdiği ve ayrıca mahkemedeki beyanında yaklaşık 50 yıl önce Suriye’den geldiğini, o zaman Türkçe okuma yazma ve konuşma bilmediğinden, … … ile …’in kendisini evlatlık olarak alıp davacının adını kendisine verdiklerini ve evlendiğini, davacının bu durumu yıllardır bildiğini, Türkiyeye her geldiğinde kendisini gördüğünü ve tanıdığını bildirmiştir. Babası olduğunu iddia ettiği … … ile davacı arasında yapılan DNA incelemesinde %99,99 olasılıkla … …’in davacının babası olduğu belirlenmiş, dinlenen tanıklar da iddiayı doğrulamışlardır.
Dava, aynı kişi olduğunun ve davacının nüfus kaydının başka kişiler tarafından kullanıldığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının zaten Türk Vatandaşı olduğu gerekçesi ile dava reddedilmiş ise de, mesele davacının Türkiye kaydının fiilen kendisi tarafından kullanılıp kullanılamayacağı noktasındadır. Türkiye’deki nüfus kaydı … ile evli … tarafından kullanılmaktadır. Bu durumda davacının bu kaydı kullanması mümkün olmadığı gibi, bir an kullanabileceği düşünülse dahi bu durumda da davacının … ile evli olduğu ve müşterek yedi çocuklarının olduğu gibi bir durum ortaya çıkacaktır ki, bunun da davacı tarafından kabul görmesi düşünülemez. Oysa, davacı Türkiye kaydı ile nüfus cüzdanı almak istemektedir. İleriye dönük olarak ta sosyal yaşamındaki nüfus olaylarını (evliliği, çocukları, eşi vb.) nüfus kaydına tescil ettirmek gibi bir hakka kavuşacaktır. Bu durumda davacının hukuki yararının varlığını kabul etmek gerektiğinden, mahkemece, davanın esastan incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 08.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.