YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/7101
KARAR NO : 2017/15393
KARAR TARİHİ : 15.11.2017
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … vekili, müvekkilinin ablası …’ın çocuklarının vefatından sonra akli melekelerinde hukuki ehliyetini etkileyecek hastalıklara maruz kaldığını ileri sürerek kısıtlanmasına ve kendisinin vasi olarak atanmasına karar verilmesini istemiş; mahkemece; davacı tarafından çıkarılan muhtıraya rağmen sağlık kurulu raporu aldırılmadığı gibi, kısıtlanması istenilenin rahatsızlığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediği de ispatlanamadığı, davacının talebi üzerine kısıtlı adayının kolluk marifetiyle hastaneye sevk edildiği, buna göre aldırılan raporun müzekkerede heyet raporu tanzimi istenmesine rağmen heyet raporu olmayıp tek hekim raporu olduğu, TMK’nun 409.maddesi uyarınca heyet raporu olmadan akıl hastalığı/zayıflığı nedeniyle vesayete karar verilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; kısıtlı adayı hakkında ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı tarafından tek imzalı olarak düzenlenen 05.02.2016 tarihli raporda, kısıtlı adayına atipik psikoz tanısı konularak, akli dengesinin akıllıca yaşam sürmek için yeterli olmayıp, sürekli yardıma muhtaç bulunduğu hakimlikçe dinlenmesinde yarar olmadığı belirtilmiştir. TMKnun 409/2.maddesinde akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmi sağlık kurulu raporu üzerine karar verileceği hükme bağlanmıştır. Vesayete ilişkin hükümlerin kamu düzeni ile yakından ilgili bulunduğu da göz önüne alınarak; mahkemece, kısıtlı adayının yeniden hastaneye sevki sağlanıp kısıtlanmasını gerektirir nitelikte akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunup bulunmadığı konusunda sağlık kurulu raporu aldırılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde bulunmayan gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMKnun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna 15.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.