Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/7144 E. 2017/16095 K. 04.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/7144
KARAR NO : 2017/16095
KARAR TARİHİ : 04.12.2017

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kayyımlık

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 585 ada 25 parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydında malik olarak gözüken kişilerin kim ve nerede oldukları bilinmediğinden Hazinenin hak ve menfaatlerinin korunması için taşınmaz malikleri…..na İl Defterdarının yönetim kayyımı olarak atanmasını istemiş; Mahkemece, kayyım atanması istenen kişilerin nüfusa kayıtlı oldukları,bunlardan …nin halen sağ olduğu,…. ve kendi ailesi tarafından sağ ve yasal mirasçılarının bulunduğu ,dava dilekçesinde adı geçen….. adında tapuda pay maliki bulunmadığı, bu haliyle kayyım tayinine ilişkin kanunun aradığı şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3561 sayılı Kanuna dayalı olarak açılan kayyım atanması istemine ilişkindir.
3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun’un amacı, birinci maddesinde, bir kimsenin uzun süreden beridir bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi nedeniyle mal varlıkları üzerinde … menfaatinin korunmasını sağlamak üzere, mahallin en büyük mal memurunun kayyım olarak atanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek olarak tarif edilmiş; 2/4 maddesinde ise, kayyımlıkla ilgili işlemlerin her türlü vergi, resim, harç, katkı payı gibi mali yükümlülüklerden müstesna olduğu hükme bağlanmıştır.
3561 sayılı Kanunun 24.07.2008 tarih ve 5793 sayılı Kanunla değişiklikten önce bu hüküm “kayyım tayin edilen mal memurunun 492 sayılı Harçlar Kanununun 1 ve 3 sayılı tarifelerine göre bütün işlemleri hakkında aynı kanunun 13.maddesinin (j) bendi hükmü uygulanır ” şeklinde düzenlendiğinden, 5793 sayılı Kanun ile gerçekleşen 24.07.2008 tarihli değişikliğe kadar buradaki açık kanun hükmü gereğince 3561 sayılı Kanun’a göre kayyım atanması için … tarafından açılan davalarda dava harcı (yargı harcı) alınmazken 5793 sayılı Kanun ile değişik 3561 sayılı Kanun’un 2. maddesinde yargı harcından muafiyetle ilgili hükme yer verilmeyerek kayyımlıkla ilgili işlemlerin her türlü vergi, resim, harç, katkı payı gibi mali yükümlülüklerden müstesna olduğu düzenlemesi getirilmiştir.
23.12.21976 tarih ve 1976/7-6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere harç, adli ve idari hizmetlerde ve bu hizmetlerin gerektirdiği masrafları karşılamak mülahazasıyla gerçek ve tüzel kişilerden Hazinece alınan bir paradır. Buna göre, bir hizmetin harç konusu olabilmesi için kişilerin bir kamu kurumundan yararlanmaları, kişilere kamu eliyle özel bir yarar sağlanması ve kamu idaresinin kişilerin özel bir işiyle uğraşması gerekmektedir.
Bir kamu hizmetinden dolayı harç alınabilmesi, bu hizmetin kanunla belirlenmesine ve bu hususla ilgili harç alınmasına ilişkin düzenlemelerin de kanunda yer almasına bağlıdır.
Nitekim T.C. Anayasanın 73. maddesinde “vergi, resim, harç vb. mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır” hükmü öngörülmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.04.2017 2017/1-1201 Esas ve 2017/716 karar sayılı içtihadında açıklandığı gibi; Yargı harcı devletin mahkemeler aracılığıyla yaptığı hizmete ondan yararlananların katkısıdır. Kanunla açıkça yargı harçlarından muaf olduğu ya da işleminin müstesna tutulduğuna ilişkin düzenleme yapılmamış ise herkes bu harçları ödemekle yükümlüdür.
3561 sayılı Kanunun 2/4 maddesinde, kayyımlıkla ilgili işlemlerin her türlü vergi, resim, harç, katkı payı gibi mali yükümlülüklerden müstesna olduğuna yer verilmiş ise de, burada yargı harçlarından bağışıklığa ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından, Kanunda kayyımlıkla ilgili işlemlerin parasal yükümlülüklerden müstesna olduğu belirtilmiş ise de açıkça yer verilmeyen yargı harcının bu istisna içinde kaldığının kabulüne imkan yoktur.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; dava açılırken başvurma harcı ile peşin maktu harcın yatırılmadığı, Mahkemece bu harçların daha sonra ikmal edilmesine ilişkin bir ara kararı da bulunmadığı gibi tahsile ilişkin bir bilgi ve belgeninde olmadığı anlaşıldığından; 3561 sayılı Kanun uyarınca … vekilinin mülkiyeti Hazineye ait olmayan dava konusu taşınmazda, Hazinenin hak ve menfaatlerinin korunması yanında nerede ve kim oldukları tespit edilemeyen gerçek maliklerin hak ve menfaatlerinin de korunması sonucunu doğuracak şekilde mahallin en büyük mal memurunun yönetim kayyımı atanması için açtığı davada yargı harçlarını ödeme yükümü altında olduğu için dava açılırken başvurma harcıyla maktu peşin harç ödenmedikçe, eldeki davaya devam etme imkanı bulunmadığı gözetilmeden yargılamaya devamla davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMKnın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMKnın 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
04.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.