YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/7525
KARAR NO : 2017/16716
KARAR TARİHİ : 13.12.2017
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Vesayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün vasi adayı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı …, kardeşi … aleyhine … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/220 esas-2014/160 karar sayılı dosyası ile hüküm kurulduğunu, şu anda … Cezaevinde hükümlü olarak bulunduğunu, kardeşinin eşinden 8-9 yıl önce boşandığını ve çocuklarının velayetlerinin kardeşine verildiğini, şu an çocuklara kendisinin baktığını açıklayarak kardeşinin çocuklarına vasi olarak atanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, … Cezaevine yazılan müzekkere cevabında …’nın tutuklu olduğunun bildirildiği, dolayısıyla küçükler üzerindeki velayet hakkının devam ettiği, mahkemece vasi adayına velayetin kaldırılması için süre verilmesine rağmen vasi adayınca velayetin kaldırılması davası da açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgeler üzerinde ve UYAP ortamında yapılan inceleme neticesinde; kendilerine vasi atanması talep edilen küçüklerin anneleri Siyaset ile babaları….’nin … Asliye Hukuk (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi’nin 16.02.2011 tarihinde kesinleşen kararı ile boşandıkları ve küçüklerin velayetlerinin babaya verilmesine karar verildiği, baba …’nın … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/220 esas-2014/160 karar sayılı kararı ile 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz edildiği ve Yargıtay tarafından bozulduğu, yeniden yapılan yargılama neticesinde … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2015/189 esas-2015/233 karar sayılı kararı ile …’nın 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın Yargıtay tarafından onanarak 06.06.2016 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Kesinleşen söz konusu… Ağır Ceza Mahkemesi kararında …’nın 5237 sayılı TCK’nun 53/1-2-3 maddeleri uyarınca aynı yasa maddesinin 1.fıkrasında sayılan haklarını kullanmaktan yoksun bırakılmasına, bu hakları kullanmaktan yoksunluğun kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer haklar yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verildiği de anlaşılmaktadır. 5237 sayılı TCK’nun 53.maddesi “(1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak; … c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan, … yoksun bırakılır. (2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz. (3) Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz…” hükmünü içermektedir. Bu hüküm uyarınca, az yukarıda açıklanan, babanın mahkumiyetine ilişkin 06.06.2016 tarihinde kesinleşen… Ağır Ceza Mahkemesi kararı ile babanın küçükler üzerindeki velayet hakkı askıya alınmıştır. Bu nedenle velayetin kaldırılması için dava açılmasına gerek kalmamıştır. Bu durumda velayet kendiliğinden anneye geçmez ise de aslolan velayet olup annenin her zaman velayetin kendisine verilmesini isteme hakkı vardır. Açıklanan bu durum karşısında mahkemece, vesayete ilişkin hükümlerin kamu düzenine ilişkin olduğu da gözetilerek, davanın anneye ihbar edilmesi, velayet hususunda beyanının alınması, anne tarafından velayetin kendisine verilmesi yönünde dava açılması halinde sonucunun beklenmesi, toplanan ve toplanacak olan bütün deliller birlikte değerlendirilip hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMKnun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMKnun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 13.12.2017 tarihinde oybirliğiy karar verildi.