Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/9149 E. 2017/15789 K. 28.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/9149
KARAR NO : 2017/15789
KARAR TARİHİ : 28.11.2017

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVATÜRÜ:Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı-birleşen dava davalısı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Asıl davada davacı … vekili, taraflar arasında görülen ortaklığın giderilmesi davasına konu 524 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 33 kapı numaralı 3 katlı binanın vekil edeni tarafından yaptırıldığının tespitine karar verilmesini istemiş, 2013/1610 Esas sayılı birleşen davada ise davacı … vekili, asıl dava davacısının tespitine karar verilmesini istediği 3 katlı binanın vekil edeninin miras bırakanlarından intikal ettiğini açıklayarak 3 katlı binanın vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.Asıl ve birleşen dava davalılarından …,…, … dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binanın davacı … tarafından yaptırıldığını bildiklerini açıklamışlar, davalılar … ve … vekili davacı … ile aralarında ihtilaf bulunmadığını, davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesini, davacı-birleşen dava davalısı … birleşen davanın reddine, davalı-birleşen dava davacısı … asıl davanın reddine karar verilmesini savunmuşlar, diğer davalılar savunmada bulunmamışlardır.Mahkemece, 2013/139 Esas sayılı eldeki dava dosyası yönünden davacı …’nin davasının reddine, bu dava dosyası ile birleşen 2013/160 Esas sayılı dava dosyası yönünden davanın kabulü ile 524 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 3 katlı binanın davacı …’na ait olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı-birleşen dava davalısı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.Davacı-birleşen dava davalısı … vekiline gerekçeli karar 22.07.2016 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekili tarafından 28.7.2016 tarihli dilekçesi ile aynı tarihte maktu temyiz karar harcı yatırılmak suretiyle temyiz isteğinde bulunulmuştur. Mahkemece, davacı tarafa nispi temyiz karar harcı üzerinden harcın tamamlatılması için muhtıra çıkarılmış, muhtıra 08.08.2016 tarihinde davacı-birleşen davalı vekiline tebliğ edilmiş, vekil tarafından 08.08.2016 tarihli dilekçesi ile vekil edenine ulaşamadığını, uhdesinde kalan 627,30 TL’yi Mahkeme veznesine yatırdığını, vekillikten istifa ettiğini bildirmiş, istifa dilekçesi ile harcın tamamlatılması yönündeki muhtıranın davacı asile tebliğ edilmesi isteminde bulunmuştur. Mahkemece vekilin çekilme dilekçesi ile temyiz karar harcının tamamlatılmasına ilişkin muhtıraya havi tebligat davacı-birleşen dava davalısının bildirdiği adrese çıkarılmış, adreste tanınmadığından iade edilmiş, bu kez davacının mernis adresine (aynı adres) mernis şerhli olarak tebligat çıkarılmış ve Tebligat Kanunun 21/2. maddesi hükmüne göre 03.11.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Mahkemece 30.11.2016 tarihli ek karar ile gerekli harç ve giderlerin ödenmesine ilişkin muhtıranın davacıya tebliğ edildiği halde süresi içinde harcın ödenmediği anlaşıldığından HUMK’nın 434/3. maddesi gereğince kararın davacı tarafından temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiş, ek karar 15.12.2016 tarihinde Tebligat Kanunun 21/2. maddesi hükmüne göre davacı-birleşen dava davalısına tebliğ edilmiştir. Bu kez davacı birleşen dava davalısı tarafından Bakırköy 14. Noterliği’nin 03.03.2017 tarihli Vekaletnamesi ile yeni vekil tayin edilmiş (vekaletnamede davacının gösterdiği adresin mernis adresi olduğu görülmüştür), vekil tarafından 14.06.2017 tarihli dilekçe sunulmuş, vekil edeni ile önceki vekil arasında anlaşmazlık çıktığını, ancak önceki vekilin çekilmeden önce uhdesinde kalan miktarı ve temyiz karar harcını yatırdığını, karar süresinde temyiz edildiği ve harç yatırıldığı halde bu husus gözden kaçırılarak ek karar ile temyiz edilmeden kesinleşme yoluna gidileceği ihtaratının yapıldığını, davanın görülmesinde hukuki yarar kalmadığını ve Mahkeme hükmünün bozulması gerektiğini bildirmiştir.Saptanan olgular karşısında, Mahkemece hükmün temyiz edilmemiş sayılmasına ilişkin 30.11.2016 tarihinde verilen ek kararın, 15.12.2016 tarihinde davacı-birleşen dava davalısı …’ye tebliğ edildiği, davacı-birleşen dava davalı vekili tarafından 14.06.2017 tarihli dilekçe ile hükmün bozulması talebinde bulunulduğu görülmüştür.SONUÇ: Bu durumda 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 432/son maddesi hükmünde öngörülen 7 günlük temyiz süresi geçmiş bulunduğundan 01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davacı-birleşen dava davalısı … vekilinin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle REDDİNE, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 28.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.