Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/9514 E. 2017/16719 K. 13.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/9514
KARAR NO : 2017/16719
KARAR TARİHİ : 13.12.2017

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Maddi-Manevi Tazminat, Katkı Payı Alacağı ve Katılma Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı … vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuş, ayrıca boşanma nedeniyle maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin davanın reddine dair ilk kararı, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairenin 08.07.2014 tarih, 2014/8263 Esas, 2014/14505 Karar sayılı kararı ile “… Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, taraflar arasındaki boşanma davasında her iki tarafın eşit oranda kusurlu olduğunun kesinleşmiş mahkeme hükmü ile belirlendiğine ve mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin TMK’nun 174. maddesinden kaynaklanan maddi-manevi tazminata ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün bu bölümünün açıklanan nedenlerle onanmasına, Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamına uygun olmadığı gibi yapılan araştırma ve inceleme de karar vermeye yeterli değildir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmazın 1986 yılında satış yoluyla davalı adına tescil edildiği, satın alındığı sırada üzerindeki tek katlı evin üzerine kat ilavesi yapıldığı, davacının gerek taşınmazın alınmasına gerekse üzerindeki yapının inşasına, ziynet eşyalarını bozdurmak, yufkacıda, tarla ve bağlarda yevmiyeli işçi olarak çalışmak suretiyle elde ettiği gelirlerle katkıda bulunduğu, yine davalının 2002-2005 yılları arasında internet cafe işletmek suretiyle elde ettiği gelirler üzerinde, edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklı olarak TMK’nun 219. maddesi uyarınca davacının katılma alacağına sahip olduğu anlaşılmaktadır.
O halde; mahkemece davacının gerek ziynet eşyaları ile gerekse çalışmalarından elde ettiği gelirlerle taşınmazın alınmasına ve üzerindeki binanın yapılmasına yaptığı katkının usulüne uygun olarak tespit edilmesi, taşınmazın edinildiği tarih ve binanın üst katının yapıldığı tarihe kadar olan tarafların gelirlerinin belirlenmesi, taşınmazın edinildiği tarihteki toplam gelirinden tarafların sosyal statüleri ile konumlarına göre yapabilecekleri kişisel harcamaları ile davalı kocanın 743 sayılı TKM’nun 152. maddesi uyarınca evi geçindirme yükümlülüğü uyarınca yapması gereken harcamalar çıktıktan sonra tarafların ayrı ayrı yapabilecekleri tasarruf miktarının ne olacağının, bu şekilde toplam tasarruf miktarı karşısında davacının katkı oranının belirlenmeye çalışılması, davacının katkı oranının belirlenmesi halinde bulunan bu oranın taşınmazın dava tarihindeki değeri ile çarpılarak katkı payı alacağının tespit edilmesi, bu konuda gerekirse uzman bilirkişilerden rapor alınması, toplanan ve toplanacak delillere göre tarafların gelirleri tespit edilemediği taktirde; hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi ve 6098 sayılı TBK’nun 50 ve 51. maddelerinin kapsamları gözetilerek dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden belirlenecek tazminat niteliğinde bir miktar paranın katkı payı alacağı olarak hüküm altına alınması, davalının internet cafe işletmekten dolayı edinilmiş mallara katılma rejimi dönemindeki gelirinin belirlenmesi halinde davacının yasal mal rejiminden kaynaklanan katılma alacağı bulunduğunun göz önünde tutulması, ondan sonra tüm dosya kapsamına göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve hatalı değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir….” gereğine işaret edilerek maddi ve manevi tazminata ilişkin bölüm yönünden onanmış, katkı payı alacağı isteğine ilişkin bölüm yönünden bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının davasının kabulü ile 33.922-TL katkı payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili dava dilekçesinde katkı payı alacağı isteğinin yanında boşanmaya dayalı maddi ve manevi tazminat isteğinde bulunduğuna ve bu istek mahkemece reddedildiğine göre reddedilen miktar uyarınca karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davalı lehine vekalet ücetine hükmedilmesi gerekirken bu konuda olumlu olumsuz bir hüküm kurulmaması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.