YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/9604
KARAR NO : 2020/2949
KARAR TARİHİ : 03.06.2020
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Lüleburgaz İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Lüleburgaz İcra Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davacı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı alacaklı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili, davalı üçüncü kişinin istihkak iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, borçlu firma ile danışıklı eylemler ile malların kaçırıldığını, haciz mahalline gidildiğinde fabrikanın dışında yazan büyük “Burgaz Kapı” yazısının “BURGAZ”ının alel acele söküldüğü ve sökülen Burgaz harflerinin yapışkan izlerinin durduğunu, borçlu şirketin müvekkili şirkete olan borcunu ödememek kastının olduğunu, haciz mahallinde satış ve devre ilişkin sözleşme ve mal bedellerinin, satış faturalarının istenmesine rağmen hiçbir belge ibraz edilmediğini belirterek davalı üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, müvekkili şirketin 23.10.2015 tarihinde kurulduğunu ve yine aynı tarihte borçlu şirkete ait olan makine, hammadde, mamul madde, her türlü teçhizat ve aracı satın alarak faturalarını kestirdiğini, fatura bedellerinin de 26, 27, 28 Ekim 2015 tarihlerinde borçlunun banka hesabına yatırıldığını, kesilen fatura ve banka dekontlarından da anlaşılacağı üzere ortada gerçek bir satış işleminin olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, dosya kapsamına göre alınan bilirkişi raporu, davaya konu mahcuzların borçlu şirket tarafından üçüncü kişi şirkete faturalar ve devir sözleşmesi ile satıldığı, bedellerinin tahsil edildiğinin rapor edildiği, rapor içeriğinin dosya kapsamı ile uyumlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı alacaklı vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu 10/11/2015 tarihli ihtiyati haciz sırasında istihkak iddiasında bulunan Kemal Mert Şahin’in, haciz tarihi itibariyle davalı üçüncü kişi şirketin temsilcisi/yetkilisi olmadığı, bu nedenle üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunma hakkının bulunmadığı, İİK.’nın 96/3. maddesinde belirtilen yasal yedi günlük süre içinde de davalı üçüncü kişi şirket yetkilisi ya da yetkilileri tarafından yapılmış usulüne uygun bir istihkak iddiasının ileri sürülmediği, bu durumda, üçüncü şahıs tarafından usulüne uygun yapılmış bir istihkak iddiasının varlığından söz edilemeyeceği, davacı alacaklının İİK’nin 99. maddesi hükümlerine göre istihkak davası açmakta hukuki yararı olmayacağından, davanın 6100 sayılı HMK’nin 114/h. ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesinin neticede davanın reddine ilişkin kararında sonucu itibariyle isabetsizlik görülmediği gerekçeleri ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, karar davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı alacaklı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf istemiyle önüne gelen dosya ve karar bir bütün olarak değerlendirilerek, HMK’nin 353/(1)-b maddesinde “b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanun’un olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3. yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir” düzenlemesine göre bir karar verilmelidir. Bu hükümlere aykırılık halinde, aynı dosyada infazı kabil birden fazla karar ortaya çıkabileceği gibi HMK’nin 297 ve 359. maddelerine de aykırı şekilde infazda tereddüte sebebiyet verilebilecektir.
Buna göre somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar doysa kapsamı ile uyumlu olarak istihkak iddiasında bulunan kişinin haciz tarihi itibariyle üçünü kişi şirketin yetkilisi olmadığı, üçüncü kişi şirket tarafından da süresi içinde usulüne uygun olarak ileri sürülen bir istihkak iddiası bulunmadığı gerekçesi ile alacaklı tarafın davayı açmakta hukuki yararı olmadığından davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine kararı verilmesi gerektiği yönündeki gerekçesi yerinde olmakla birlikte yukarıda değinilen yasa hükümleri gereği İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılıp, Bölge Adliye Mahkemesince benimsenen gerekçe ile yeniden hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenler ile davacı alacaklı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 03.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.