Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/10127 E. 2019/10166 K. 11.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/10127
KARAR NO : 2019/10166
KARAR TARİHİ : 11.11.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : El Atmanın Önlenmesi, Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davacının 108 ada 26 parselde kayıtlı taşınmazın maliki olduğunu, davalının 4 yıldır davaya konu taşınmazda bulunan evde oturduğunu, davalıya 15.11.2013 tarihli ihtarname çekildiğini, bu ihtarnamenin 29.11.2013 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, davalının ihtarnameye cevap vermediğini, bu nedenle davalının davaya konu taşınmaza müdahalesinin men’i ile şimdilik 500 TL’den az olmamak kaydıyla işgal tarihinden itibaren yıllık işlemiş ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 13.08.2014 tarihinde ecrimisil yönünden talebini 11.341 TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili, davalının haksız işgali olmadığını, 15.12.2005 tarihli harici satım sözleşmesi gereğince davacının halen davalının oturduğu arazi ve üzerindeki iki katlı evi davalının babası Şevket’e 7000 TL bedelle sattığını, davalının da babasına halef olarak malik sıfatıyla oturduğunu, haksız işgal bulunmadığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalının müdahalesinin men’ine ,davalının babasına bu parselde satılan taşınmaza ilişkin bedel olan 16.976.28 TL üzerinden davalıya hapis hakkı tanınmasına, davacının ecrimisil talebinin davalının kötüniyetli olmaması nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre , davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dava, ecrimisil ve elatmanın önlenmesi talebinden ibarettir.
Somut olayda, eldeki davada; davalı yargılama sırasındaki yazılı ve sözlü beyanlarında harici satış sözleşmesi nedeniyle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini savunmuş, Türk Medeni Kanunu’nun 994/1. maddesine dayanarak savunma (defi) yoluyla harici satış bedeli üzerinden alıkoyma (hapis) hakkı tanınarak elatmanın önlenmesine karar verilmesi konusunda açık bir talepte de bulunmamıştır.
Bilindiği gibi, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). Öte yandan; ecrimisile hükmedilebilmesi için, taşınmazdan davacı tarafın ne şekilde ekonomik gelir elde ettiği hususunun ispatı zorunlu olmadığı gibi haksız olarak kullanılan taşınmazın ekonomik tahsis amacı itibariyle gelir getirmeye özgülenmemiş olması dahi sonuca etkili değildir.
Öte yandan; TMK’nin 995/2. maddesi; “iyiniyetli olmayan zilyet, yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazmin edilmesini isteyebilir.” hükmünü içermektedir. TMK’nin 993. ve 994. madde hükümleri ise geri vermekle yükümlü iyiniyetli zilyedin hak ve borçlarını düzenlemiştir. Geçersiz sözleşme nedeniyle taşınmazı geri vermekle yükümlü olan iyiniyetli zilyedin, taşınmazı geri vermekten kaçınma ya da alıkoyma hakkı TMK’nin 994/1 maddesi ile tanınmış bir haktır. İyiniyetli zilyet, elatmanın önlenmesi (geri verme) davası sırasında def’i (savunma) yoluyla zorunlu ve yararlı giderler ile harici satış bedelinin ödenmesini isteyebilir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 108 ada 26 parselde kayıtlı 2 adet tek katlı kargir ev ve meyve bahçesi ve tarla vasıflı taşınmazın tamamı, 19.11.2004 tarihinde davacı adına kayıtlı iken, 26.05.2011 tarihinde 300.000/ 1.633.211 hissesinin dava dışı Şefika isimli kişiye devredildiği, dosya içinde yer alan 15.12.2005 tarihli harici satım sözleşmesine göre satıcının davalı, alıcının davalının babası olduğu, davaya konu taşınmaz içinde yer alan 1400 m2 alan içinde yer alan 2 katlı ev bulunan bölümün davalının babasına 7000 TL bedelle satıldığı, davacı tarafından 15.11.2013 tarihli ihtarnameyle, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde işgale son verip taşınmazı tahliye etmesi, aksi halde birikmiş ecrimisil bedellerinin tahsili ile taşınmazdan tahliyesi için müdahalenin men’i davası açılacağının, davalıya Noter aracılığıyla ihtar edildiği anlaşılmaktadır.
Davalının, mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı ve ihtarname tebliğ tarihinden itibaren 10 gün geçtikten sonraki dönem itibariyle kötüniyetli olduğu duraksamadan uzaktır. Mülkiyetten kaynaklanan bir hakka dayanmayan zilyedin sürekli kullanım hakkının bulunduğunun kabulü mümkün değildir. Bu durumda Mahkemece, iddia ve savunma çerçevesinde toplanmış ve toplanacak deliller dikkate alınarak ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile ecrimisil talebinin reddine karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan; cevap dilekçesinde alıkoyma hakkını def’i olarak ileri sürmeyen davalı lehine hapis hakkı tanınması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 179,31 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 537,94 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına, 11.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.