YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/10202
KARAR NO : 2019/9828
KARAR TARİHİ : 04.11.2019
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeni tarafından dava konusu 1294 parselde kayıtlı arsa niteliğindeki taşınmaz satın alındıktan sonra, taşınmazın önceki malikiyle kira sözleşmesi yapan davalıya müvekkilinin yeni malik olduğunu, taşınmazı ihtiyacı nedeniyle satın aldığını, yeni kira döneminde sözleşmenin yenilenmeyeceğini ve taşınmazdaki baz istasyonunun kaldırılmasını ihtarname keşide ederek bildirdiğini ancak davalının taşınmazı boşaltmadığı gibi herhangi bir ödemede de bulunmadığını, taraflar arasında hiç bir şekilde kira ilişkisi olmadığını, davalının vekil edeninin mülkiyet hakkını kısıtladığını belirterek, davalının müdahalesinin menine ve TMK’nin 995. maddisi uyarınca 9.000,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki ihtilafın kira hukuku çerçevesinde ve sulh hukuk mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davanın ilk olarak açıldığı … Asliye Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararı ile yargılamaya … Sulh Hukuk Mahkemesinde devam edilerek verilen yetkisizlik kararı sonrası dosyanın gönderildiği … Sulh Hukuk Mahkemesince karşı yetkisizlik kararı verilmesi üzerine olumsuz yetki uyuşmazlığının çözümü için dosyanın gönderildiği Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 20.03.2014 tarihli ve 2014/1919 Esas, 2014/4050 Karar sayılı ilamıyla … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin yetkili olduğuna karar vermesi üzerine, devam eden yargılama neticesinde Mahkemece, ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile 8.455,88 TL ecrimisil alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve davalının müdahalesi dava tarihinden sonra sona erdiğinden bu konudaki davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ise, HMK’nin 25, 26, 31 ve 33. maddeleri (1086 sayılı HUMK’un 74, 75 ve 76. maddeler) gereğince, hakime aittir. Ancak, 6100 sayılı HMK’nin 26. (1086 sayılı HUMK’un 74.) maddesine göre; hakim tarafların talep sonuçları ile bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez, duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir. Talepten fazlaya karar verilebilmesi ancak davalının muvafakatiyle mümkündür (HMK mad.141/2).
Açıklanan bu ilke ışığında; dava dilekçesinde yer alan talep, taraflar arasında geçerli kira ilişkisi bulunmadığından, davalının haksız işgalci durumunda olması nedeniyle açılan mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve ecrimisil bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nin Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevini düzenleyen 4. maddesinin 1/a bendi “kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girmektedir.” şeklindedir.
HMK’nin 2. maddesinde ise; “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir” düzenlemesi getirilmiştir.
Görev, kamu düzenine ilişkin olmakla yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulur.
Hal böyle olunca; dava dilekçesindeki talep uyarınca, taraflar arasında geçerli bir kira ilişkisi bulunup bulunmadığının değerlendirmesini yapacak olan asliye hukuk mahkemesiyken ve davaya bakan Sulh Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek esas hakkında hüküm tesis edilmesi sebebiyle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazı yerinde görüldüğünden, kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 04/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.