YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/10282
KARAR NO : 2018/14801
KARAR TARİHİ : 03.07.2018
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı alacaklı vekili tarafından istenmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26.09.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı alacaklı vekili Avukat … geldi. Başka gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosyanın incelenmesi sonucu görülen eksikliklerin ikmali için dosyanın mahal mahkemesine iadesine karar verilmesini takiben eksiklik tamamlanmış olmakla dosya yeniden incelendi gereği düşünüldü:
.K.. A R A R
Davacı 3. kişi vekili, ….. Şti.nden mevcut atölyesindeki makine ve ekipmanlara ilave olarak, 1191 model Klockner F130 Enjeksiyon makinesi aldıktan sonra, arıza nedeni ile üretici firmaya müracaat ettiğini, bu sırada üretici firmanın makineyi ilk sattığı kişilerden alacağı kaldığını belirterek müvekkilinden yardım talep ettiğini, bununla yetinmeyen üretici firmanın, başkalarından olan alacağını müvekkili firmadan tahsil etmeye çalıştığını, müvekkilinden aldığı bilgilerden sonra, müvekkili şirketi sanki borçluların iş yeri gibi göstererek ve kötü niyetle hareket ederek icra talimatına borçluların adresi olarak müvekkili şirketin adresini yazdırdığını, … 3. İcra Müdürlüğü’nün 2010/7398 talimat sayılı dosyası ile borçlularla hiçbir ilgisi bulunmayan müvekkiline ait işyerindeki makinanın haczedildiğini, davalı alacaklının yaptığı sözleşmelerde ve borçlularına ilişkin takiplerinin dayanağı belgelerde, müvekkilinin adresinin bulunmasının imkansız olduğunu, yapılan haciz sırasında, müvekkilinin istihkak iddiasında bulunduğunu, mahcuzun müvekkiline ait olduğunu iddia ederek, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, satışı yapılan makine ile ilgili olarak verilen çekin karşılıksız çıkmasından dolayı … aleyhine 22/09/2010 tarihinde ihtiyati haciz yolu ile takip başlatıldığını, borçlunun 2 ay önce adresini terkettiğini, 04/10/2010 tarihinde davacınn adresinde haciz gerçekleştirildiğini, haczedilen makinenin alımına ilişkin fatura değeri ile gerçek değeri arasında açık bir fark olduğunu, davalı borçlunun makineyı aldığı 07/04/2010 tarihi ile davacının makineyi edindiği 11/06/2010 tarihi arasındaki sürenin çok kısa
olduğunu, … ile Tramsan Şti. arasındaki ticari geçmişin, ortaklık geçmişinin, faaliyet benzerliğinin bulunup bulunmadığının ticari kayıt ve defterlerden araştırılması gerektiğini, alacaklıdan mal kaçırmak amacı ile 2 aylık kısa zaman dilimi içerisinde makinenin birkaç el değiştirdiğini, yapılan işlemlerin muvazaalı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlular davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve uyulan bozma ilamına göre; bozma sonrasında tayin edilen celse günlerine alacaklı vekilinin katılmadığı, 28/06/2016 tarihli celsede bozma ilamındaki hususlarda inceleme yapılmasına karar verilmişse de davacı üçüncü kişi tarafından masrafın karşılanmadığı, bozma ilamı ile kesinleştiği gibi ispat yükünün alacaklıda olduğu halde celselere katılmayarak istihkak iddiasının reddi yönünde delil bildirmediği ve bozma ilamında belirtilen incelemenin yapılması için masrafı da karşılamadığı, usulen duruşma açılan işlerde masraf gerektiren delil toplama, elde etme ve bilirkişi incelemesi gibi işlemler için taraflara ayrıca ihtaratlı bildirimde bulunmanın da usulen mümkün olmadığı, kendi lehine delilin toplanmasını isteyen tarafın celseye katılması, bu yönde taleplerini bildirmesi ve masrafını da karşılaması gerektiği, bu nedenlerle dosya kapsamı ile bozma ilamında da belirtildiği üzere davaya konu mahcuzun borçluya ait olduğunun alacaklı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile menkul üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3. kişinin İİK’nun 96 vd maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen, bozmanın gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
25.06.2015 tarihli Dairemizce verilen bozma ilamında da belirtildiği üzere temyize konu davada ispat yükü davalı alacaklıdadır. Bu sebeple duruşmalara katılmasa dahi, davalı alacaklı vekiline ihtaratlı muhtıra çıkartılarak ve süre verilerek bozma ilamında belirtilen iş ve işlemler için gerekli masrafları dava dosyasına yatırmasının istenmesi, muhtıra içeriğinde masrafları yatırmamanın sonuçlarının da hatırlatılması, verilen süre içinde masraf yatırılırsa bozma ilamında bahsi geçen işlemlerin yapılması, yerine getirilmediği takdirde ise bu sefer dosyadaki mevcut delil durumuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.480,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı alacaklıya verilmesine ve
taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Başkan