YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/10835
KARAR NO : 2020/3952
KARAR TARİHİ : 24.06.2020
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 14.06.2017 tarihli ve 2017/1049 Esas, 2017/692 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı alacaklı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, haciz yapılan ilk adres olan “…..” adresinde borçluya ait pek çok evrak bulunduğunu, ayrıca bu hacizde borçlu şirket yetkilisi …nın üçüncü kişi şirketin eski ortağı ve yetkilisi olması sebebiyle icra memurunca haciz sırasında İİK’nin 97.maddesi gereğince işlem yapılmasına karar verildiğini, fakat İcra Müdürlüğünce İİK’nin 99.maddesi gereğince istihkak davası açmak üzere taraflarına süre verildiğini, yine “……..” adresinde uygulanan hacizde de İİK’nin 99.maddesi uyarınca işlem yapılmasına karar verildiğini, söz konusu İcra Müdürlüğü kararının kaldırılması gerektiğini, nitekim üçüncü kişi ile borçlu arasında muvazaalı devir işlemi bulunduğunu, haciz mahallinde borçlu adına pek çok evrak bulunduğunu, bu durumda mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunu, borçlu ile üçüncü kişi şirketin bir süre aynı kişiler tarafından sevk ve idare edildiğini, bunun da aralarında organik bağ olduğunu gösterdiğini, her iki şirketin de aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini, buna göre her iki hacizde de istihkak iddiasına karşı müdürlükçe İİK m. 99 gereğince taraflarına istihkak davası açmak üzere süre verilmesine dair kararın iptaline ve İİK mad. 97 hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, müvekkili şirketin ….Grubunun Türkiye distribütörü olduğunu, müvekkili şirket ile borçlu şirket arasında hiçbir organik fiili bağ olmadığını, müvekkili şirketin adresinde borçlu şirkete ait hiçbir belge bulunamadığını, haciz yapılan adresin müvekkili şirkete ait olduğunu bildirerek, davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, kararın dayanağı olan haciz tutanağı incelendiğinde haczin gerçekleştirildiği sırada İİK’nin 97. maddesine göre karar verildiği, İcra Müdürlüğünce verilmiş bir karardan daha sonra kendiliğinden dönülerek ilk kararın aksine ikinci bir karar verilemeyeceğinden İcra Müdürlüğünün 09.06.2017 tarihli kararının kaldırılmasına, İcra Müdürlüğünün 09.06.2017 tarihli ikinci kararının ise, haciz mahallinde borçluya ait herhangi bir evrakın bulunamadığı, ancak başka hacizlerde yapılan işlemlerin anıldığı, üçüncü şahıs ile borçlu arasında bayilik ilişkisi ve eski-yeni ortak/yöneticinin aynı şahıs olması nedeniyle organik bağ konusunun yargılamayı gerektirmekle, İİK’nin 97. maddesinin uygulanmasını gerektirir hususlar olduğu gerekçesiyle, bu kararın da kaldırılmasına karar verilmiş, bu karara karşı davalı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, yapılan haciz sırasında icra memurunca İİK’nin 97. maddesinin uygulanmasına karar verildikten sonra bu karardan dönülerek ilk kararın aksine İİK’nin 99.maddesinin uygulanmasına karar verilemeyeceği, şikayete konu ikinci adreste yapılan hacizle ilgili olarak da, üçüncü şahıs ile borçlu arasındaki bayilik ilişkisi, eski ve yeni ortaklar arasındaki bağlantı ve organik bağ hususlarının İİK’nin 97 maddesinin uygulanmasını gerektirdiği gerekçesiyle davalı üçüncü kişinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, karar davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Talep, İcra Müdürlüğünün istihkak iddiası ile ilgili aldığı kararın iptal edilmesi istemine ilişkin şikâyet başvurusudur.
İlk adreste 05.06.2017 tarihinde yapılan haciz sırasında talimat İcra Dairesince mahcuzların İİK’nin 97.maddesi uyarınca haczine karar verilmiş, akabinde asıl İcra Dairesi olan İstanbul 25. İcra Müdürlüğünce üçüncü kişinin istihkak iddiasına karşı İİK’nin 99.maddesi gereğince istihkak davası açmak üzere alacaklı tarafa süre verilmiş olup, davacı alacaklı tarafça haciz sırasında verilen kararın aksine asıl İcra Müdürlüğünce İİK’nin 99 maddesi gereğince taraflarına istihkak davası açmak üzere süre verilmesine dair kararın iptali talep edilmiştir.
Kural olarak İcra Dairesi verdiği karardan kendiliğinden dönemez. Ancak İcra Dairesince, verilen karardan dönülerek, sonradan verilen karar, İcra Mahkemesince denetlenerek doğru olduğu sonucuna varılır ise şikayetin reddine karar vermek gerekir.
Bu durumda İcra Müdürlüğünün kendi verdiği karardan dönerek verdiği kararın doğru olup olmadığının değerlendirilmesi sonucuna göre şikayet talebi hakkında karar verilmesi gerekir. Öte yandan, dava konusu haciz talimat yolu ile yapılmış olup, üçüncü kişinin istihkak iddiası ile ilgili karar verme yetkisi asıl İcra Müdürlüğündedir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre; dava konusu her iki haciz de borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adresten farklı bir adreste yapılmış olup, borçlu haciz mahallinde hazır değildir. Bunun yanında, dosya kapsamına alınan ticaret sicil kaydına göre haciz yapılan mahaller üçüncü kişi şirketin şube adresidir. Öte yandan yapılan hacizler sırasında adresin borçluya ait olduğuna dair herhangi bir evrak da bulunmamıştır. Bu durumda yazılı gerekçelerle alacaklının şikayetinin reddine karar verilmesi gerekirken, şikayetin kabulü ile İİK’nin 99.maddesinin uygulanmasına yönelik İcra Müdürlüğü kararının kaldırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.