YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/10967
KARAR NO : 2019/6734
KARAR TARİHİ : 01.07.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tespit
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 30.10.2017 tarihli ve 2015/7719 Esas, 2017/14130 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davacılar vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili; tarafların 961 ada 4 parsel sayılı taşınmazın ortak malikleri olduklarını, davalı … ile dava dışı yüklenici … arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğunu, tarafların bu şahıslardan pay satın aldıklarını, yüklenicinin sadece binanın temelini attığını, daha sonra ortadan kaybolduğunu, inşaatı yapmadığını, davacıların bir araya gelerek binanın yapımını tamamlanıklarını, davalıların arsada paydaş olmalarına karşın yapıma katkılarının olmadığını, bu nedenlerle mevcut binanın davacılar tarafından inşa edildiğinin, mülkiyetinin davacılara ait olduğunun, bina üzerinde davalıların herhangi bir haklarının bulunmadığının, bağımsız bölümlerin değerlerinin tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 03/03/2009 tarihli ve 2007/333 Esas, 2009/31 Karar sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacıların temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 07/02/2012 tarihli ve 2011/2430 Esas, 2012/528 Karar sayılı ilamıyla taraf teşkilinin sağlanması amacı ile mahkeme kararı bozulmuş; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde dava konusu tespiti istenilen taşınmazın henüz kat mülkiyetine geçmediği, kaçak yapı bulunduğu,kaçak yapı ile ilgili mahkemeden meşrulaştırılması için karar alınmasının da mümkün görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 2015/7719 Esas, 2017/14130 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş; davacılar tarafından Dairemiz ilamına karşı süresinde karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Dava, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 684. maddesi hükmünde, bir şeye malik olan kimsenin o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olacağı, 718. maddesi hükmünde de, arazi üzerindeki mülkiyetin kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği açıklanmıştır.
Muhtesatı meydana getiren kişiler tarafından arsa malikleri aleyhine açılacak alacak ve temliken tescil ya da böyle bir taşınmazda kat mülkiyeti kurulması istemiyle açılacak davalar sonucunda verilebilecek kabul kararı, hukuken değer verilmesi mümkün bulunmayan kaçak yapı niteliğindeki muhtesatın yasallaştırılması sonucunu doğuracağından bu tür davaların dinlenmesine imkan bulunmamakta ise de, ortaklığın giderilmesi davasına bağlı olarak açılan muhtesat tespiti davaları yönünden aynı sonuca varmak mümkün değildir.
Açılacak bu tür tespit davaları sonucunda verilecek tespit hükmü, cebri icraya konu edilemeyen ve bu nedenle infaz olanağı bulunmayan, ancak ve sadece kesin hüküm etkisi nedeniyle ortaklığın giderilmesi davasında sonuç doğurabilen kararlardandır. Kaçak yapı niteliğinde olmasına rağmen henüz yıkılmayan ve bu hali ile kullanılarak yararlanılmaya devam edilen bu tür muhtesatların az veya çok bir değerinin, en azından enkaz değerinin bulunacağı, taşınmazın ortaklığın giderilmesi davası sonucunda üzerinde bulunan muhtesatla birlikte satılması halinde bu muhtesatlar nedeniyle satış bedelinin de az veya çok artacağı, taşınmazın satışından pay alacak olan diğer taşınmaz maliklerinin kaçak yapı niteliğindeki muhtesat nedeniyle meydana gelecek değer artışından haksız şekilde yararlanacakları ve sebepsiz zenginleşecekleri gözetildiğinde kaçak yapı niteliğinde olduğu gerekçesiyle bu tür davaların dinlenmemesinin adaletsiz sonuç doğuracağı da kuşkusuzdur.
Bütün bu olgular birlikte değerlendirildiğinde ortaklığın giderilmesi davasına bağlı olarak ve sadece ortaklığın giderilmesi davasında sonuç doğurabilecek nitelikte bir karar verilmesini sağlama amacıyla açılan bu tür davaların dinlenebilir olduğunu, böyle bir dava sonucunda verilecek kararın da kaçak yapıya yasallık kazandıracak nitelikte bir karar olmadığını, muhtesatın kim tarafından meydana getirildiğinin tespiti istemiyle açılacak bu tür tespit davalarında davaya konu muhtesatın kaçak yapı niteliğinde olup olmamasının sonuca etkisi bulunmadığını kabul etmek gerekir.
Açıklanan bu ilke sebebi ile; dava konusu taşınmazın kaçak yapı olmasının sonuca etkisinin olmadığı ve davalı …’un taşınmazda artık pay sahibi olmadığı gözetilmeden karar verilmesi doğru görülmemiş, bozulması gerekirken onandığı anlaşılmakla karar düzeltme isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme itirazlarının kabulü ile, Dairemize ait 30.10.2017 tarihli ve 2015/7719 Esas, 2017/14130 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 01/07/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.