Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/10969 E. 2020/1017 K. 06.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/10969
KARAR NO : 2020/1017
KARAR TARİHİ : 06.02.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı, maliki olduğu 5622 parsel sayılı taşınmaza, davalıların yapı inşa etmek suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek, elatmalarının önlenmesine ve binaların yıkılmasına karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar, yapıların davalı … tarafından inşa edildiğini, davalının, 5622 parsel sayılı taşınmazın geldisi olan 796 parsel sayılı taşınmazda mülkiyet hakkının bulunduğunu ancak imar uygulaması sonucu yapıların taşkın hale geldiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda elatmanın önlenmesi ve yıkıma yönelik istekler bakımından önceki kararlar kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına, depo edilen 4.935 TL’nin davalı …’e ödenmesine dair verilen karar, Yargıtay 1.Hukuk Dairesince “… Hemen belirtilmelidir ki; bozmaya uyan mahkemenin bozma kararında belirtildiği şekilde işlem yapmak ve orada gösterilen doğrultuda hareket etmek zorunluluğu bulunmaktadır. Bozmaya uyulmuş olmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak doğacağı ve bu durumun kamu düzeni ile ilgili olup re’sen gözetileceği kuşkusuzdur. Ne varki; bozmaya uyulmakla birlikte bozma ilamında gösterildiği şekilde araştırma ve inceleme yapıldığını, denetime elverişli rapor alındığını söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki; 796 sayılı kadastral parselde yer alan davalı …’e ait olduğu sabit olan yapı bakımından bedel ödenmek koşuluyla elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilebileceği, yapı bedeli ödenenceye dek taşınmazı kullanım hakkının bulunduğu bozma ilamı ile belirlendiği ve mahkemece de bozma ilamına uyulduğu halde 798 kadastral parsel üzerinde yer alan krokide (B) harfi ile gösterilen yapının bedelinin belirlendiği, böylelikle hükmüne uyulan bozma ilamı ile çelişecek şekilde hüküm kurulduğu görülmektedir. Hâl böyle olunca; yerinde yeniden uzman bilirkişiler marifetiyle keşif yapılarak, yukarıda açıklanan ilke ve olgular doğrultusunda araştırma yapılması, ya da bilirkişilerden uygulamayı gösterir denetime elverişli ek rapor alınması, özellikle kadastral parsel ve imar parsel sınırları ayrı ayrı belirlenerek krokili rapor hazırlatılması, bedeli karşılığında yıkımına karar verilecek olan yapıların duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması ve daha sonra bedelin belirlenmesi, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir …” gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davalı … dışındaki diğer davalılara yönelik kararlar temyiz edilmeyerek kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına, davalı …’e yönelik davanın kabulü ile yapıların yıkılmasına, depo edilen 17.413 TL’nin davalı …’e ödenmesine dair verilen karar, davalı … vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
1. Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davalı … vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davacı vekilinin elatmanın önlenmesi isteğine yönelik temyiz itirazına gelince;
Davacı, 23.03.2006 tarihli dava dilekçesi ile elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinde bulunduğu, yıkım isteğinin kabulüne karar verildiğine göre elatmanın önlenmesi isteğinin de kabulüne karar verilmesi gerektiği halde bu istek bakımından karar verilmemesi doğru değil ise de; anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, Mahkeme kararının düzeltilerek onanması uygun görülmüştür (HUMK mad. 438/7, HMK mad. 370/2).
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı … vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE, (2) numaralı bentte yazılı nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın 3.paragrafından (İmar uygulaması ile davacıya ait … İli … İlçesi … Mahallesi 5622 parsel (yeni … Mahallesi 1954 ada 2 parsel) sayılı taşınmaza taşkın hale gelen fen bilirkişileri … ve … tarafından düzenlenen 27.12.2016 tarihli rapora ekli krokide A harfi ile gösterilen 88 m2 ve B harfi ile gösterilen 71 m2 alanlı yapıların YIKILMALARINA,) sonra gelmek üzere “davalının elatmasının önlenmesine” ibaresinin eklenmesine, 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 297,37 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 892,11 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.