YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/11098
KARAR NO : 2020/2926
KARAR TARİHİ : 03.06.2020
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 10.08.2017 tarihli ve 2016/479 Esas, 2017/643 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın kabulü şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, 17/05/2016 tarihli hacizde borçlu tarafından üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunulduğunu, üçüncü kişi şirketin paravan şirket olduğunu ve borçlu ile üçüncü kişi şirket arasındaki devrin muvazaalı olduğunu belirterek, istihkak iddasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, bir kişinin birden fazla şirkete ortak olmasını engelleyen yasal bir düzenleme bulunmadığını, borçlu şirket ile vekil edeni şirketin faaliyet alanlarının aynı olmasının da borçtan sorumlu olmayı gerektirmeyeceğini açıklayarak, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirket yetkilisinin aynı olması nedeniyle haciz mahallinde borçlu adına evrak bulunmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, takibe konu borcun şirket borcu olup, şahıs borcu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; karar davacı alacaklı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi, haciz mahallinde borçlu şirket adına evraklar bulunduğu, borçlu ve üçüncü kişi şirketin faaliyet konularının aynı olduğu, her iki şirket yetkilisinin Hicabi Zeybek isimli kişi olduğu, şirket ortakları arasında akrabalık bağı da bulunduğu nazara alındığında, mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı lehine olduğu; karinenin aksinin üçüncü kişi tarafından ispatlanamadığı gerekçesi ile davacı alacaklı vekilinin isitnaf talebinin kabulüne; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına; davalı üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmiştir.
Davalı üçüncü kişi Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvurmuş; temyiz dilekçesinde özetle; haczedilen mahcuzlardan Volvo L120D marka iş makinesinin dava dışı şirkete ait olduğunu, kendi ellerinde bulunmasının sebebinin ise kira ilişkisi olduğu, diğer mahcuzlar yönünden ise fatura ibraz ettiklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, İİK’nin 99. maddesine dayalı alacaklının, istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
İcra dosyası kapsamına göre; davaya konu 17/05/2016 tarihli hacizde; 20.000 TL değerinde bir adet jeneratör, 10.000 TL değerinde bir adet havuz kompresörü ve 300. 000 TL değerinde bir adet Volvo L120D marka iş makinesinin haczedildiği; borçlu şirket vekili tarafından üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunulduğu anlaşılmaktadır.
1. Davalı üçüncü kişi vekilinin …. marka iş makinesine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İİK’nin 96/1. maddesinde, üçüncü kişinin haczedilen mal ve hak üzerinde mülkiyet veya rehin hakkına dayanarak istihkak davası açabileceği öngörülmüştür. Gerek doktrinde ve gerekse Yargıtay uygulamasında “mülkiyet ve rehin hakları” sözcüklerinin sınırlandırıcı anlam taşımadığı, ayrıca sınırlı ayni haklara, tapuya şerh verilmiş kişisel haklara, hapis hakkına, mülkiyeti muhafaza sözleşmesine, intifa hakkına dayanarak da istihkak davası açılabileceği kabul edilmektedir.
Davalı üçüncü kişi şirket vekili dosyaya ibraz ettiği temyiz dilekçesinde açıkça; hacze konu makinelerden Volvo L120D marka iş makinesinin mülkiyetinin vekil edeni şirkete ya da borçlu şirkete ait olmadığını, dava dışı başka bir şirketten kiralandığını beyan etmiştir.
O halde Bölge Adliye Mahkemesince, davalı üçüncü kişi şirketin Volvo L120D marka iş makinesi yönünden mülkiyete dayalı istihkak iddiasında bulunmadığı kiracılık sıfatına dayalı istihkak iddiasının ise geçerli olmadığı nazara alınarak iş bu makine yönünden, davanın usulden reddine karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
2. Davalı üçüncü kişi vekilinin davaya konu diğer iki makineye ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
26.09.2004 tarih ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanuna paralel olarak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümlerinde değişiklik yapan 18.03.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun ile İcra İflas Kanunu’na eklenen geçici 7. maddesine göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun temyize ilişkin hükümleri, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında uygulanır.
02.03.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun’un 25. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 364/1. maddesine göre bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen miktar ve değeri On bin Türk Lirasını geçen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Bu hükümde öngörülen kesinlik sınırı, 24.11.2016 tarihli, 02.12.2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile kırk bin Türk Lirası’na 20.02.2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile de 28.02.2019 tarihinden itibaren elli sekiz bin sekiz yüz Türk Lirası’na çıkarılmıştır
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesinin 01.03.2018 karar tarihine göre temyize konu mahcuz değerinin, kesinlik sınırını geçmediği anlaşıldığından, anılan Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti yoktur.Bu nedenle davalı üçüncü kişi vekilinin temyiz başvuru taleplebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının reddine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.