YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/11575
KARAR NO : 2018/15017
KARAR TARİHİ : 05.07.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tazminat
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … Ateş vekili, dava dilekçesinde belirtilen malvarlıkları nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuş, ayrıca davacının takı bedelleri ile alındığını belirttiği aracın kendisine aidiyetine veya takı bedeli olan alacağın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 50.000-TL’lik edinilmiş mallara ilişkin tazminat talebi açısından tarafların evliliği süresinde davalının adına kayıtlı herhangi bir edinilmiş mal bulunmadığı gibi davacının da bunu ispat edemediği, dava dilekçesinde bahsi geçen ve 15-20 adet çeyrek altının parası ile alındığı iddia edilen araçla ilgili olarak ise öncelikle söz konusu aracın taraflar adına kayıtlı olmadığı, söz konusu aracın çeyrek parası ile alındığının ispat edilemediği, davacının bu kapsamda muvazaa iddiasını da ispat edemediği, 15-20 adet çeyreği araç alınsın diye davacıya verdiğini de ispat edemediği, kaldı ki 15-20 adet çeyreğin karşılığının 9.000-TL olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, her ne kadar davacı vekilince düğünde takılan paraların da bu miktara dahil olduğu hususunda uyap üzerinden 05.03.2015 tarihli dilekçe sunulmuşsa da, bu durumun davayı genişletme yasağına tabi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de, gerekçe dosya kapsamına uygun değildir. Şöyle ki, davacı vekili dava dilekçesinde, davalının dört adet şirketin ortağı olduğunu, bu şirketlere ait ünvanlar altında işletilmekte olan dört adet petrol istasyonu olduğunu, davalının 218 ada 5 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, kendisine ait kullanmakta olduğu şirket üzerine kayıtlı araç bulunduğunu, ayrca işletmekte olduğu market bulunduğunu, davacıya alınan fakat şirket adına kaydedilen aracın alımı sırasında davacıya düğünde takılan paralar ile 15-20 adet çeyrek altının kullanıldığını açıklayarak evlilik birliği içinde edinilen mallar ve birikimler nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuş, ayrıca davacının takı bedelleri ile alındığını belirttiği aracın kendisine aidiyetine veya takı bedeli olan alacağın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece tefrik sonrası 24.02.2015 tarihli yargılama oturumunda davacı vekiline dava konusu takılara ilişkin açıklamada bulunmak üzere süre verilmiş, davacı vekili 05.03.2015 tarihli dilekçede, davacıya düğünde takılan paralar ile 15-20 adet çeyrek altının davalı tarafından davacıya araba alınmak üzere alındığını, aracın şirket üzerine tescil edildiğini, tarafların düğün CD’lerinin dosyaya daha önce sunulduğunu açıklayarak dava dilekçesindeki isteklerini tekrarlamıştır.
“Hakimin davayı aydınlatma ödevi” başlıklı HMK’nun 31.maddesi ” Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” hükmünü amirdir. Davanın tam olarak ve hangi malvarlıklarına ve mal rejiminden kaynaklanan ne kadar alacak isteğine ilişkin bulunduğu kalem kalem belirlenip miktarları somutlaştırılmadan, yargılama devam ederken kısmi açıklama sonrasında kısmi açıklamaya değer verilerek davanın reddine karar verilmişse de, ret kararı dosya kapsamı ile usul ve kanuna aykırı olmuştur.
Mahkemece yapılması gereken iş, HMK’nun 31.maddesi uyarınca, davacıdan mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteğinin hangi malvarlığı için ne tür ve ne miktar olduğu konusunda bütün mallar için ayrı ayrı açıklama dilekçesi ile ortaya konması istenildikten sonra şahsi alacak davası konusu yapılan somut mallara göre taraf delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dava tam olarak ortaya konmadan yargılamaya devamla eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu nedenle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 05.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.