Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/1162 E. 2020/1351 K. 13.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/1162
KARAR NO : 2020/1351
KARAR TARİHİ : 13.02.2020

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı üçüncü kişi vekili, borçlu aleyhine yapılan takipte müvekkiline ait menkullerin haczedildiğini, mahcuzların faturalarının mevcut olduğunu, borçlunun adresten ayrılmasından sonra kendisinin aynı adreste şube açtığını, borçlu ile başka bir bağının bulunmadığını belirterek, istihkak iddiasının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz adresinin sicil kaydı uyarınca borçlunun adresi olduğunu, menkullerin alındığı söylenen şirketle davacı şirketin organik bağının olduğunu, borçlunun üçüncü kişiye anlaşmalı olarak mal kaçırmak amacıyla işyerini devrettiğini, mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğunu bu nedenle davanın reddine ve davacı aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, yapılan ilk yargılamada üçüncü kişi ile borçlunun aynı adreste faaliyet gösterdiği ve iki şirket ortaklarının aynı kişilerden oluştuğu gerekçesiyle organik bağın varlığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm üçüncü kişi vekili ve alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 07.12.2015 tarihli ve 2014/7591 Esas, 2015/21930 Karar sayılı ilamı ile mülkiyet karinesinin üçüncü kişi lehine olduğu belirtilerek davanın kabulü gerektiğine yönelik hüküm bozulmuş ancak davalı alacaklı vekilinin karar düzeltme talebi kabul edilerek, Dairemizin 22.11.2016 tarihli ve 2016/7324 Esas, 2016/15948 Karar sayılı ilamı ile bozma ilamının kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının istihkak davasının reddine ilişkin kısmının onanmasına, takip durmuş olduğundan alacaklının tazminat talebinin kabulü gerekirken bu konuda karar verilmediği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada alacaklı lehine dava konusu menkullerin değeri üzerinden tazminata hükmedilmiş, hüküm davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.04.10.2017 tarihinde icra dosyasının infazen işlemden kaldırıldığı anlaşılmaktadır.Bu durumda, istihkak iddia edilen menkuller üzerindeki haciz de kalkacağından dava konusuz kalmıştır. Dairemizin 2016/7324-2016/15948 karar sayılı bozma ilamında tazminat talebi dışında esasa yönelik kısımlar onanarak tarafların haklılık durumu belirlenmiş olduğundan kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin sair temyiz itirazının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme hüküm fıkrasının 1. bendindeki “Bozma ilamı doğrultusunda davanın reddine, dava konusu malların değeri üzerinden %20 tazminatın davacıdan alınarak davalı-alacaklıya verilmesine, ” ibaresinin çıkartılarak yerine “Konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına“ ibaresinin yazılmasına, hükmün ve gerekçesinin 1086 sayılı HUMK’un 438/son maddesi uyarınca düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİKnın 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,13.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.