Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/11679 E. 2020/7400 K. 19.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/11679
KARAR NO : 2020/7400
KARAR TARİHİ : 19.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı, kayden maliki olduğu 259 parsel sayılı taşınmazın 267.42 m²’sinin davalı tarafından tarım yapılmak suretiyle tasarrufta bulunulduğunu, sözlü uyarılara rağmen müdahalesine devam ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 21.11.2011 tarihli ve 2011/13000 Esas, 2011/11650 Karar sayılı ilamı ile mahallinde 3 kişilik bilirkişi marifetiyle keşif icra edilerek elatılan yerin belirlenmesi ve hangi parsel içinde kaldığının saptanması ondan sonra belirlenen duruma göre bir karar verilmesi gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, elatma olgusunun sabit olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararın temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 16.09.2015 tarihli ve 2015/7067 Esas, 2015/10779 Karar sayılı ilamı ile bozma gereğinin yerine getirilmediği, bozma ilamında değinildiği nitelikte bilirkişi heyeti oluşturulmadığı ve önceki raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden sonuca gidildiği, uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca üç kişilik kadastro mühendisi veya kadastro fen memuru sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişilerle yerinde yeniden keşif yapılarak, öncelikle bozmada işaret edilen soruşturmanın eksiksiz olarak yerine getirilmesi, böylece dava konusu yerin kapsamının açıkça belirlenmesi, önceki raporlar ve 3091 Sayılı Yasa uyarınca yaptırılan soruşturma sırasında alınan kroki arasındaki çelişkilerin giderilmesi, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, bozma gereği yerine getirilmeden eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca davanın kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
1.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davacı vekilinin yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.02.2012 tarihli ve 2012/13-747 Esas, 2012/84 Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi, Yargıtay tarafından bozulan karar, sonraki kararın eki niteliğinde değildir. Bozma ile birlikte önceki hüküm ortadan kalkarak hukukî geçerliliğini yitirir. Mahkemece bozulan karara atıf yapılarak yeni hüküm oluşturulamaz. Bozmadan sonraki kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesine uygun olmalıdır.
Mahkemece Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesine uygun ve yargılamanın başından itibaren yapılan tüm yargılama giderlerini kapsayacak şekilde hüküm kurulması gerekirken yukarıdaki kanuni düzenlemeler ve ilkeler dikkate alınmaksızın, bozma öncesi yapılan yargılama giderleri hakkında karar verilmemesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 35,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 18,50 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 19.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.