YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/12158
KARAR NO : 2020/4576
KARAR TARİHİ : 07.07.2020
DAVA TÜRÜ : İstihkak
MAHKEMESİ : Antalya 3. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Antalya 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 21.03.2017 tarihli ve 2015/1098 Esas, 2017/237 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili; müvekkiline ait işyerinde haciz yapıldığını, borçlunun sigortalı çalışanları olduğunu, haciz mahallinde kartvizit bulunmasının normal olduğunu, çalışanlarının kartvizitlerinin olduğunu açıklayarak, istihkak davasının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; borçlunun hacizde hazır olduğunu, borçlunun çalışan olduğu iddia edilmesine rağmen haciz mahallinde borçlunun isminin geçtiği kartvizit bulunduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece,borçlunun davacı üçüncü kişi şirkette sigortalı olarak çalışmaktan başka davacı üçüncü kişi şirketle bağlantısının bulunmadığı, borçlunun daha önce çalıştığı aynı iş kolunda çalışmasının da hayatın olağan akışına göre normal olduğu, üçüncü kişi şirket ortaklarının ve adreslerinin borçlu ile ilgisinin ve bağlantısının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı alacaklı vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 24.4.2018 tarihli ve 2018/787 Esas, 998 Karar sayılı kararı ile; davaya konu haciz sırasında borçlunun hazır olması, kartvizitinin bulunması nedeniyle İİK’nin 97/a maddesindeki karinenin borçlu ve dolayısıyla alacaklı lehine olduğu, davacı tanıklarından …’ın daha önce tıpkı borçlu gibi kendine ait kuyumcu iş yeri varken bu iş yerini kapatarak davacı şirketin nezdinde sigortalı olarak çalışması, …’ın bu iş yerini kapatmadan önce dava dosyasına delil olarak sunulan faturalarda yazılı malları davacı şirkete satmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olması, icra takibine konu senedin ödeme tarihinden sonra borçlunun ve davacı tanığı …’ın sigorta işlemlerinin yapılmasının dikkate alındığı, davacının karinenin aksini ispat edemediği gerekçesi ile; istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesi üzerine; istinaf kararı davacı üçüncü kişi vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava konusu haciz, borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste veya dayanak senette yazılı adreste yapılmamış, üçüncü kişinin ticaret sicilde kayıtlı şube adresinde haciz yapılmıştır. Haciz mahallinde borçlu hazır bulunmuş ise de, borçlu üçüncü kişinin sigortalı çalışanı olduğunu beyan etmiş, beyanı dosya kapsamındaki SGK kayıtları ile doğrulanmıştır. Haciz mahallinde borçlunun isminin geçtiği kartvizit bulunmuş ise de, kartvizitte borçlunun yetkili, müdür vs gibi bir sıfatı bulunduğuna dair ibare yer almamakta olup, anılan belge karinenin belirlenmesinde tek başına yeterli görülmemiştir Öte yandan, üçüncü kişi şirket borcun doğumundan çok önce kurulmuş, ortakları arasında borçlu yer almamaktadır. Buna göre, mülkiyet karinesi davacı üçüncü kişi lehine olup, davanın İİK m. 96 gereğince üçüncü kişi tarafından açılması ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmaz. Mülkiyet karinesinin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir. Ne var ki, davalının dayandığı deliller karinenin aksini ispat için yeterli görülmemiştir. Bu nedenle davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.07.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.